
Radikal Prostatektomi
Prostat kanseri tedavisinde prostatın tamamının, kapsülü ve meni keseleriyle birlikte çıkarıldığı ameliyat; iyi huylu prostat büyümesi ameliyatlarından farkları hakkında bilgilendirme.

S1- Prostat kanseri ameliyatı ile İyi Huylu Prostat Büyümesi ameliyatları arasındaki fark nedir?
Prostat kanseri tedavisinde yapılan radikal prostatektomi ile iyi huylu prostat büyümesi (BPH) için yapılan TUR-P, lazer prostat ameliyatları, açık prostatektomi ve diğer kapalı yöntemler aynı ameliyatlar değildir. Aralarındaki en önemli fark, ameliyatın amacı ve prostatın ne kadarının çıkarıldığıdır.
- Radikal prostatektomi ameliyatında prostatın tamamı çıkarılır
Radikal prostatektomi, prostat kanserini tedavi etmek amacıyla yapılır. Bu ameliyatta prostatın tamamı, çevresindeki kapsül ve prostatın arkasında bulunan meni keseleri birlikte çıkarılır. Kanserin yayılma riskine göre karın içindeki veya pelvisteki lenf bezleri de alınabilir.
Prostat tamamen çıkarıldığı için mesane ile idrar kanalı arasındaki bağlantı kesilir. Ameliyatın sonunda cerrah, mesaneyi idrar kanalına yeniden bağlar.
- İyi huylu prostat büyümesi ameliyatlarında prostatın tamamı çıkarılmaz
TUR-P, HoLEP ve diğer lazer ameliyatları ile açık basit prostatektomi prostat kanserini tedavi etmek için değil, büyüyen prostatın idrar kanalını tıkamasını gidermek için yapılır.
Bu ameliyatlarda prostatın tamamı çıkarılmaz. İdrar yolunu tıkayan iç kısımdaki büyümüş prostat dokusu temizlenir. Prostatın dış kısmı yerinde bırakılır.
Örneğin:
- TUR-P: İdrar kanalından girilerek tıkayıcı prostat dokusu parça parça çıkarılır.
- HoLEP ve diğer lazer ameliyatları: Büyümüş prostat dokusu lazer yardımıyla çıkarılır.
- Açık basit prostatektomi: Özellikle çok büyük prostatlarda, büyümüş iç prostat dokusu açık ameliyatla çıkarılır.
- Minimal invaziv yöntemler: Bazı yöntemlerde prostat dokusu tamamen çıkarılmadan idrar kanalındaki tıkanıklık azaltılır.
- Ameliyatların amacı farklıdır
Radikal prostatektomi ameliyatının amacı: Prostat kanserini tamamen ortadan kaldırmak ve hastalığı tedavi etmektir.
BPH ameliyatlarının amacı: Büyümüş prostatın idrar kanalında oluşturduğu tıkanıklığı gidermek, idrar yapmayı kolaylaştırmak ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.
- Yan etkileri de farklıdır
Radikal prostatektomi daha geniş kapsamlı bir kanser ameliyatı olduğu için ameliyat sonrasında idrar kaçırma ve sertleşme sorunu görülebilir. Cerrahi sırasında sertleşmeyi sağlayan sinirlerin korunmasına çalışılarak bu risk azaltılabilir.
BPH ameliyatlarında ise temel amaç idrar kanalını açmaktır. İdrar kaçırma ve sertleşme sorunu riski genellikle daha düşüktür. Ancak özellikle TUR-P ve lazer ameliyatlarından sonra meninin dışarı çıkmak yerine mesaneye doğru gitmesi (geriye doğru boşalma) sık görülebilir.
Özetle.
Radikal prostatektomi = Prostat kanseri için prostatın tamamının çıkarılması.
TUR-P, lazer ve açık basit prostatektomi = İyi huylu prostat büyümesinde sadece idrar yolunu tıkayan prostat dokusunun temizlenmesi.
Yani radikal prostatektomi ameliyatında amaç kanseri ortadan kaldırmak, BPH ameliyatlarında ise amaç idrar yolundaki tıkanıklığı gidermektir.
S2- Prostat kanseri ameliyatı ile hastalıktan kurtulabilir miyim?
Evet. Prostat kanseri prostatın dışına yayılmamışsa, radikal prostatektomi ameliyatı ile hastalıktan tamamen kurtulma (kür) şansı oldukça yüksektir. Bu ameliyatın amacı prostatın tamamını çıkararak kanserli dokuyu vücuttan uzaklaştırmaktır.
Ancak ameliyatın başarılı olup olmayacağı ve hastalığın tekrar etme ihtimali her hastada aynı değildir. Bu durum özellikle kanserin evresine, PSA değerine, Gleason skoruna ve kanserin saldırganlık derecesine bağlıdır.
- Ameliyatla hastalıktan kurtulma şansım yüksek mi?
Prostat kanseri erken evrede, yani prostatın içinde sınırlı olarak yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksektir. Uzun süreli çalışmalarda, uygun hastalarda prostat kanserine bağlı ölüm oranlarının oldukça düşük olduğu gösterilmiştir.
Özellikle düşük ve orta riskli prostat kanserlerinde uzun yıllar boyunca hastalığın kontrol altında kalma ihtimali yüksektir.
Ancak kanser prostatın dışına çıkmışsa, lenf bezlerine yayılmışsa veya daha saldırgan özelliklere sahipse hastalığın tekrar etme ihtimali artabilir. Böyle durumlarda ameliyat tek başına yeterli olmayabilir ve gerektiğinde radyoterapi veya hormon tedavisi gibi ek tedaviler uygulanabilir.
- Ameliyattan sonra kanserin tamamen temizlendiği nasıl anlaşılır?
Ameliyat sırasında prostat ve gerekli durumlarda çevresindeki bazı dokular çıkarılır ve patoloji laboratuvarında ayrıntılı olarak incelenir.
Patoloji sonucunda özellikle;
- Kanserin prostatın dışına çıkıp çıkmadığı,
- Seminal veziküllere (meni keselerine) yayılıp yayılmadığı,
- Lenf bezlerinde kanser bulunup bulunmadığı,
- Ameliyatla çıkarılan dokunun kenarında kanser hücresi kalıp kalmadığı,
- Kanserin derecesi ve saldırganlık özelliği, değerlendirilir.
Bu bilgiler, ameliyat sonrası hastalığın tekrar etme riskini belirlemede çok önemlidir.
- Ameliyattan sonra PSA neden önemlidir?
Prostat tamamen çıkarıldığı için ameliyattan sonra PSA değerinin çok düşük veya ölçülemeyecek seviyelere inmesi beklenir.
Bu nedenle ameliyat sonrası düzenli PSA kontrolü yapılır. PSA'nın düşük kalması, hastalığın kontrol altında olduğunu gösteren en önemli bulgulardan biridir.
Eğer takiplerde PSA tekrar yükselmeye başlarsa buna biyokimyasal nüks denir. Ancak PSA'nın yükselmesi, mutlaka hastalıktan artık kurtulma şansının olmadığı anlamına gelmez.
Gerekli durumlarda kurtarma radyoterapisi (salvage radyoterapi) ve bazı hastalarda hormon tedavisi gibi ek tedaviler uygulanabilir. Özellikle PSA yükselmesi erken dönemde fark edildiğinde ek tedavilerden fayda görme şansı bulunmaktadır.
- Kanser prostatın dışına çıkmışsa ameliyat yapılamaz mı?
Kanserin prostat dışına çıkmış olması, her zaman ameliyat yapılamayacağı anlamına gelmez. Hastalığın ne kadar yayıldığı, lenf bezlerinin durumu, PSA değeri, Gleason skoru ve hastanın genel sağlık durumu birlikte değerlendirilir.
Bazı lokal ileri veya yüksek riskli hastalarda ameliyat, daha sonra uygulanabilecek radyoterapi veya hormon tedavisi ile birlikte planlanan çok aşamalı bir tedavinin parçası olabilir.
- Ameliyattan sonra tekrar tedavi gerekir mi?
Her hastanın ek tedaviye ihtiyacı olmaz.
Ameliyat sonrası PSA düşük kalır ve patoloji sonucu hastalığın tamamen çıkarıldığını düşündürürse hasta düzenli PSA kontrolleriyle takip edilir.
Ancak patoloji sonucunda yüksek riskli özellikler bulunursa veya takip sırasında PSA yükselirse doktorunuz radyoterapi, hormon tedavisi veya başka ek tedaviler önerebilir.
Özetle. Prostat kanseri prostatla sınırlıysa, radikal prostatektomi ile hastalıktan tamamen kurtulma şansı oldukça yüksektir. Ancak kesin olarak “ameliyatla tamamen kurtuldum” diyebilmek için ameliyat sonrası patoloji sonucu ve PSA takipleri birlikte değerlendirilmelidir.
Kanserin evresi, PSA değeri, Gleason skoru, patoloji sonucu ve cerrahi sınırların durumu hastalığın tekrar etme riskini belirleyen en önemli faktörlerdir.
Bu nedenle ameliyat sonrasında düzenli PSA takibi büyük önem taşır. Hastalık tekrar etse bile erken dönemde fark edildiğinde uygulanabilecek ek tedavilerle hastalığın yeniden kontrol altına alınması mümkün olabilir.
S3- Prostat kanseri nasıl teşhis edilir? Kanserin prostat dışına çıkıp çıkmadığı nasıl anlaşılır?
Prostat kanseri çoğu zaman erken dönemde belirti vermeyebilir. Bu nedenle hastalık genellikle PSA kan testi ve doktorun yaptığı prostat muayenesi ile araştırılmaya başlanır. Ancak bu testler tek başına kanser tanısı koydurmaz. Kesin tanı için prostat dokusundan örnek alınması, yani biyopsi yapılması gerekir.
Prostat kanseri nasıl teşhis edilir?
- PSA testi
PSA, prostat hücreleri tarafından üretilen bir proteindir ve kanda ölçülür. PSA değerinin yüksek olması prostat kanseri şüphesini artırabilir. Ancak PSA sadece kansere bağlı olarak yükselmez. İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı ve bazı diğer prostat sorunları da PSA'nın yükselmesine neden olabilir.
Bu nedenle PSA yüksek çıktığında hemen kanser olduğu düşünülmez; hastanın yaşı, prostatın büyüklüğü, önceki PSA değerleri ve diğer bulgular birlikte değerlendirilir.
- Parmakla prostat muayenesi
Doktor, makattan parmakla yaptığı muayene ile prostatın büyüklüğünü ve yapısını değerlendirir. Prostatta sert, düzensiz veya normalden farklı bir bölge hissedilmesi kanser şüphesini artırabilir.
- Prostat MR'ı (mpMRI)
PSA veya muayene sonucunda kanser şüphesi varsa, biyopsi öncesinde multiparametrik prostat MR'ı (mpMRI) istenebilir.
MR, prostatın içindeki şüpheli bölgelerin görülmesine yardımcı olur. Bu bölgeler PI-RADS adı verilen 1 ile 5 arasındaki bir sistemle değerlendirilir. PI-RADS değeri yükseldikçe klinik olarak önemli kanser bulunma ihtimali de artar.
- Prostat biyopsisi
Prostat kanserinin kesin tanısı biyopsi ile konur. Biyopsi sırasında prostatın farklı bölgelerinden küçük doku örnekleri alınır ve bu örnekler mikroskop altında incelenir.
MR'da şüpheli bir bölge varsa, günümüzde bu bölgeye yönelik MR füzyon biyopsisi (hedefli biyopsi) yapılabilir. Gerektiğinde hedefli biyopsiye sistematik biyopsi de eklenir.
Kanserin prostat dışına çıkıp çıkmadığı nasıl anlaşılır?
Kanser tanısı konulduktan sonra sıradaki önemli soru, kanserin sadece prostatın içinde mi kaldığı, yoksa prostatın dışına veya vücudun başka bölgelerine yayılıp yayılmadığıdır. Bu değerlendirmeye evreleme denir.
- Kanser prostatın dışına çıkmış mı?
Prostat kanserinin prostat kapsülünü aşıp çevre dokulara veya meni keselerine (seminal veziküllere) yayılıp yayılmadığını değerlendirmede prostat MR'ı önemli bir yöntemdir.
Ancak MR çok küçük, mikroskobik yayılımları her zaman gösteremez. Bu nedenle MR sonucu, PSA, biyopsi sonucu ve diğer klinik bilgilerle birlikte değerlendirilir.
- Kanser lenf bezlerine yayılmış mı?
Prostat kanseri bazı hastalarda prostatın çevresindeki lenf bezlerine yayılabilir.
PSMA PET/CT, özellikle orta ve yüksek riskli hastalarda kanserin lenf bezlerine veya başka bölgelere yayılıp yayılmadığını araştırmak için kullanılabilir. Bu yöntem, prostat kanseri hücrelerinde bulunan PSMA adlı hedefi görüntüleyerek kanser odaklarının bulunmasına yardımcı olur.
Bununla birlikte, çok küçük yani mikroskobik lenf bezi tutulumları görüntüleme yöntemlerinde görülemeyebilir. Ameliyat sırasında çıkarılan lenf bezlerinin patolojik olarak incelenmesi, lenf nodu tutulumu hakkında en kesin bilgiyi sağlar.
- Kemiklere veya başka organlara yayılmış mı?
Prostat kanseri özellikle daha yüksek riskli hastalıklarda kemiklere ve bazı diğer organlara yayılabilir. Bu nedenle hastanın risk durumuna göre PSMA PET/CT, kemik sintigrafisi, CT veya tüm vücut MR gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.
Özetle. PSA ve prostat muayenesi kanser şüphesini ortaya çıkarır. Prostat MR'ı şüpheli bölgelerin belirlenmesine yardımcı olur. Ancak prostat kanserinin kesin tanısı biyopsi ile konur.
Kanserin prostatın dışına çıkıp çıkmadığını anlamak için ise prostat MR'ı, hastanın risk durumuna göre PSMA PET/CT ve diğer görüntüleme yöntemleri kullanılır. Ameliyat sırasında çıkarılan lenf bezlerinin patolojik olarak incelenmesi de hastalığın lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını kesinleştirmede önemli bir yöntemdir.
Bu değerlendirmelerin tamamı birlikte ele alınarak kanserin evresi ve risk grubu belirlenir ve buna göre ameliyat, radyoterapi, aktif izlem veya gerekli diğer tedavi seçeneklerinden hangisinin uygun olduğuna karar verilir.
S4- Kanser prostatın içindeyse hastalıktan kurtulmak için tedavi seçeneklerim nedir?
Eğer prostat kanseri sadece prostatın içinde sınırlıysa, hastalığı tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan tedavi seçenekleri vardır. Hangi tedavinin uygun olduğu; kanserin ne kadar agresif olduğuna, risk grubuna, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve beklenen yaşam süresine göre belirlenir.
Başlıca tedavi seçenekleri şunlardır:
- Aktif İzlem
Aktif izlem, özellikle düşük riskli prostat kanserlerinde hemen ameliyat veya radyoterapi uygulamak yerine hastalığı yakından takip etme yöntemidir. Bazı uygun orta riskli hastalarda da tercih edilebilir.
Buradaki amaç, kanserin hemen tedavi edilmesine gerek olmayan hastalarda gereksiz tedavinin yan etkilerinden kaçınmaktır.
Hasta düzenli olarak:
- PSA testi,
- Doktor muayenesi,
- Prostat MR'ı,
- Gerektiğinde tekrar biyopsi, ile takip edilir.
Eğer takip sırasında kanserin büyüdüğünü veya daha agresif hale geldiğini gösteren bulgular ortaya çıkarsa, ameliyat veya radyoterapi gibi tedavilere geçilir.
- Radikal Prostatektomi (Ameliyat)
Radikal prostatektomi ameliyatında prostatın tamamı ve meni keseleri (seminal veziküller) ameliyatla çıkarılır. Gerekli hastalarda prostatın çevresindeki lenf bezleri de çıkarılarak incelenebilir.
Amaç, kanseri vücuttan tamamen uzaklaştırarak kür, yani hastalıktan tamamen kurtulma sağlamaktır.
Ameliyat:
- Açık,
- Laparoskopik veya
- Robot yardımlı yöntemle, yapılabilir.
Özellikle genel sağlık durumu iyi ve uzun yaşam beklentisi olan hastalarda önemli bir tedavi seçeneğidir.
Ancak ameliyat sonrasında idrar kaçırma ve sertleşme sorunu gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle tedavi kararı verilirken kanseri tedavi etme olasılığı ile yaşam kalitesi birlikte değerlendirilmelidir.
- Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Radyoterapide yüksek enerjili ışınlar kullanılarak prostat içindeki kanser hücrelerinin yok edilmesi amaçlanır.
Dışarıdan radyoterapi (EBRT), vücudun dışından prostat bölgesine ışın verilmesi şeklinde uygulanır. Günümüzde IMRT ve VMAT gibi gelişmiş tekniklerle ışın mümkün olduğunca prostat bölgesine yönlendirilerek çevredeki sağlıklı dokuların korunması hedeflenir.
Bazı hastalarda brakiterapi de uygulanabilir. Bu yöntemde radyoaktif kaynaklar prostatın içine yerleştirilerek kanserli bölgeye doğrudan radyasyon verilir.
Radyoterapi özellikle orta ve yüksek riskli hastalıklarda hormon tedavisiyle (ADT) birlikte uygulanabilir. Hormon tedavisinin süresi hastalığın riskine göre değişir.
- Fokal Tedaviler
Fokal tedavilerde prostatın tamamını tedavi etmek yerine, yalnızca kanserin bulunduğu bölge hedeflenir.
Bu amaçla:
- HIFU (yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason),
- Kriyoterapi (dondurma tedavisi),
- IRE (elektroporasyon), gibi yöntemler kullanılabilir.
Bu tedavilerin en önemli avantajı, prostatın tamamını tedavi etmeden kanserli bölgeyi yok etmeyi amaçlamalarıdır. Ancak uzun dönem kanser kontrolü açısından ameliyat ve radyoterapi kadar güçlü ve kesin kanıtları henüz bulunmamaktadır. Bu nedenle uygun hastalarda, deneyimli merkezlerde veya klinik araştırmalar kapsamında değerlendirilir.
- Bekle-Gör (Gözlem)
Bekle-gör yaklaşımı, genellikle yaşam beklentisi daha kısa olan veya ciddi başka sağlık sorunları bulunan hastalarda tercih edilir.
Aktif izlemden farklı olarak burada amaç kanseri mutlaka tamamen ortadan kaldırmak değildir. Hasta, kanser nedeniyle şikâyet ortaya çıkmadığı sürece düzenli olarak izlenir.
İlerleyen dönemde ağrı, idrar yapma güçlüğü veya başka şikâyetler ortaya çıkarsa, bu şikâyetleri gidermeye yönelik tedaviler uygulanır.
Hangi tedavi bana uygun?
Tedavi seçimi kanserin risk grubuna göre büyük ölçüde değişir:
- Düşük riskli kanser: Çoğu hastada aktif izlem öncelikli seçenektir. Hastanın tercihine ve özelliklerine göre ameliyat veya radyoterapi de düşünülebilir.
- Orta riskli kanser: Hastalığın özelliklerine göre radikal prostatektomi veya radyoterapi temel tedavi seçenekleridir. Uygun hastalarda brakiterapi ve bazı durumlarda aktif izlem de değerlendirilebilir.
- Yüksek riskli kanser: Genellikle radikal prostatektomi veya radyoterapi gibi daha güçlü tedaviler gerekir. Radyoterapi çoğunlukla hormon tedavisiyle birlikte uygulanır. Bazı hastalarda ameliyat sonrasında ek tedavilere de ihtiyaç duyulabilir.
Özetle. Kanser prostatın içinde sınırlıysa, hastalıktan tamamen kurtulma amacıyla uygulanabilecek en önemli tedaviler radikal prostatektomi ve radyoterapidir. Düşük riskli hastalarda ise hemen tedavi uygulamak yerine aktif izlem çoğu zaman güvenli ve uygun bir seçenektir.
Hangi tedavinin sizin için en doğru olduğu; PSA değeri, biyopsi sonucu (Gleason/ISUP derece grubu), MR bulguları, kanserin evresi, yaşınız, genel sağlık durumunuz ve yaşam beklentiniz birlikte değerlendirilerek belirlenir.
S4- Robotik ve açık radikal prostatektomi ameliyatlarının kanseri tedavi etmedeki birbirine üstünlükleri nelerdir?
Robotik ve açık radikal prostatektomi, prostat kanserinin tedavisinde kullanılan iki farklı ameliyat yöntemidir. Her iki yöntemde de amaç, kanserli prostatı tamamen çıkarmak ve hastalığı kontrol altına almaktır.
Kanseri tedavi etme başarısı açısından robotik ameliyatın açık ameliyata kesin bir üstünlüğü gösterilmemiştir. Deneyimli cerrahlar tarafından yapıldığında her iki yöntemle de prostat kanserinin kontrolü ve uzun dönem sonuçları genel olarak benzerdir.
Bununla birlikte robotik cerrahinin, özellikle ameliyatın daha hassas yapılması ve ameliyat sonrası iyileşme açısından önemli avantajları bulunmaktadır.
Robotik ameliyatın avantajları nelerdir?
Robotik sistem, cerraha ameliyat bölgesini 3 boyutlu ve yüksek büyütmeli olarak görme ve çok küçük, hassas hareketler yapabilme imkânı sağlar. Bu özellikler, prostatın çevresindeki önemli yapıların korunması gereken durumlarda cerraha avantaj sağlayabilir.
Robotik cerrahinin başlıca avantajları şunlardır:
- Daha az kan kaybı ve daha az kan nakli ihtiyacı: Robotik ameliyatta kanama genellikle daha azdır.
- Daha küçük kesiler: Açık ameliyattaki büyük kesi yerine birkaç küçük kesiden ameliyat yapılır.
- Daha hızlı iyileşme: Hastanede kalış süresi genellikle daha kısadır ve günlük yaşama dönüş daha hızlı olabilir.
- İdrar kontrolünün daha erken düzelmesi: Robotik ameliyat sonrasında bazı hastalarda idrar kontrolü daha erken geri kazanılabilir. Uzun dönemde ise iki yöntem arasındaki fark genellikle azalır.
- Sinirlerin korunmasında hassasiyet: Uygun hastalarda robotik sistemin sağladığı büyütülmüş görüntü ve hassas hareket kabiliyeti, sertleşmeyi sağlayan sinirlerin korunmasına yardımcı olabilir.
- Cinsel fonksiyonların korunması: Ameliyat öncesinde sertleşme fonksiyonu iyi olan ve tümörün yerleşimi sinirlerin korunmasına izin veren hastalarda, sinir koruyucu robotik cerrahi cinsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabilir.
Peki robotik ameliyat kanseri daha iyi mi tedavi eder?
Hayır. Robotik ameliyatın kanseri açık ameliyattan daha iyi tedavi ettiği kesin olarak gösterilmiş değildir.
Her iki yöntemde de kanser kontrolü; kanserin evresine, tümörün prostat içindeki yerine, hastanın özelliklerine ve ameliyatın kalitesine bağlıdır.
Bu nedenle ameliyat yönteminden bağımsız olarak en önemli konulardan biri, cerrahın deneyimi ve uyguladığı cerrahi tekniktir.
Robotik cerrahinin asıl avantajı, kanseri tedavi ederken cerrahın daha hassas ve kontrollü çalışmasına olanak sağlaması ve böylece uygun hastalarda normal dokuların ve fonksiyonların korunmasına yardımcı olabilmesidir.
Sinirler her hastada korunabilir mi?
Hayır. Sinirlerin korunması her hasta için mümkün değildir.
Eğer kanserin sinirlere yakın olduğu veya sinirlerin içine ilerlediği düşünülüyorsa, kanseri tamamen temizlemek için ilgili sinirlerin çıkarılması gerekebilir. Bu nedenle kanser kontrolü her zaman önceliklidir.
Tümörün uygun olduğu hastalarda ise sinir koruyucu cerrahi uygulanarak sertleşme fonksiyonunun korunması hedeflenir. Robotik sistemin sağladığı büyütülmüş görüntü ve hassas hareket kabiliyeti bu cerrahi sırasında önemli bir avantaj sağlayabilir.
Özetle. Robotik ve açık radikal prostatektomi, prostat kanserini tedavi etme açısından genel olarak benzer başarıya sahiptir. Robotik cerrahinin farkı, kanseri tedavi etme gücünden çok, ameliyatın daha hassas ve daha az travmatik yapılabilmesine olanak sağlamasıdır.
Robotik yöntem; daha az kan kaybı, daha küçük kesiler, daha hızlı iyileşme, daha kısa hastanede kalış ve uygun hastalarda idrar kontrolü ile cinsel fonksiyonların korunmasına yönelik avantajlar sağlayabilir.
Bu nedenle ameliyat yöntemi seçilirken yalnızca “robotik mi, açık mı?” sorusuna değil, hastanın kanserinin özelliklerine, ameliyatın gerekliliklerine ve cerrahın robotik ve açık cerrahideki deneyimine birlikte bakılmalıdır.
S5- Robotik ve açık radikal prostatektomi ameliyatlarında sertleşmeyi ve idrar tutmayı sağlayan yapılar ne kadar korunabilir? Ameliyat sonrası sertleşme bozukluğu ve idrar kaçırma riski nedir?
Radikal prostatektomi ameliyatında prostat tamamen çıkarılır. Prostatın hemen yanında sertleşmeyi sağlayan sinirler, prostatın altında ise idrarı tutmaya yardımcı olan kaslar ve idrar kanalının önemli bir bölümü bulunur.
Ameliyat sırasında temel amaç, kanseri tamamen temizlerken bu önemli yapıların mümkün olduğunca korunmasıdır.
Sertleşmeyi sağlayan sinirler korunabilir mi?
Evet. Ancak sinirlerin korunup korunamayacağı her hastada aynı değildir.
Sertleşmeyi sağlayan sinirler prostatın iki yanında bulunur. Kanserin prostat içindeki yerine ve sinirlere yakınlığına göre cerrah:
- Her iki taraftaki sinirleri koruyabilir,
- Bir taraftaki sinirleri koruyup diğer taraftaki sinirleri çıkarabilir veya
- Kanserin sinirlere yayılma riski yüksekse sinirleri korumayabilir.
Buradaki en önemli konu kanserin tamamen temizlenmesidir. Kanserin sinirlere yakın olduğu veya sinirlere ilerleme ihtimali bulunduğu durumlarda, kanseri tamamen çıkarmak için sinirlerin bir kısmının veya tamamının alınması gerekebilir.
Robotik ameliyat sinirleri korumada avantaj sağlar mı?
Robotik cerrahide cerrah ameliyat bölgesini büyütülmüş 3 boyutlu görüntü altında görür ve çok hassas hareketler yapabilir. Bu özellik, uygun hastalarda prostat ile sinirler arasındaki dokuların daha dikkatli ayrılmasına yardımcı olabilir.
Ancak robotik sistem sinirleri otomatik olarak korumaz. Sinirlerin korunup korunamayacağını öncelikle kanserin yeri ve yayılma riski belirler. Cerrahın deneyimi de sonuç üzerinde çok önemlidir.
Ameliyattan sonra sertleşme sorunu mutlaka olur mu?
Hayır. Radikal prostatektomi geçiren her hastada kalıcı sertleşme sorunu gelişmez.
Ancak ameliyatın hemen sonrasında sertleşmenin azalması veya hiç olmaması oldukça sık görülür. Sertleşmeyi sağlayan sinirler korunsa bile ameliyat sırasında geçici olarak etkilenebilir ve iyileşmeleri zaman alabilir.
Sertleşme fonksiyonunun geri dönmesini en fazla etkileyen faktörler:
- Hastanın yaşı,
- Ameliyat öncesindeki sertleşme durumu,
- Sinirlerin bir veya iki tarafının korunabilmesi,
- Kanserin prostat içindeki yeri ve yayılımı,
- Cerrahın deneyimidir.
Özellikle genç, ameliyat öncesinde sertleşmesi iyi olan ve iki taraflı sinir koruyucu ameliyat yapılabilen hastalarda sertleşmenin geri dönme ihtimali daha yüksektir.
Sertleşme ne kadar sürede geri döner?
Sertleşme fonksiyonunun geri dönüşü idrar kontrolüne göre daha yavaştır ve 12–24 ay veya daha uzun sürebilir.
Ameliyat öncesinde sertleşmesi iyi olan ve sinir koruyucu ameliyat uygulanabilen hastalarda yapılan çalışmalarda yaklaşık olarak:
- 6. ayda: Robotik ameliyat sonrası hastaların %30–50'sinde, açık ameliyat sonrası %25–45'inde kullanılabilir düzeyde sertleşme geri dönebilir.
- 12. ayda: Robotik ameliyat sonrası hastaların yaklaşık %70-85’inde, açık ameliyat sonrası yaklaşık %60–75’inde oranında anlamlı geri dönüş görülebilir.
- 24. ayda: İyileşme devam edebilir ve bazı hastalarda ilaç desteği olmadan da yeterli sertleşme sağlanabilir.
Bu oranlar bütün hastalar için geçerli değildir. Özellikle ileri yaş, ameliyat öncesinde sertleşme sorununun bulunması veya kanser nedeniyle sinirlerin korunamaması durumunda başarı oranları daha düşük olabilir.
Bu nedenle ameliyattan sonraki ilk aylarda sertleşmenin olmaması, ileride düzelmeyeceği anlamına gelmez.
Gerekli hastalarda sertleşmenin geri dönüşünü desteklemek amacıyla ilaçlar, vakum cihazları ve diğer cinsel rehabilitasyon yöntemleri kullanılabilir.
İdrar tutma mekanizması korunabilir mi?
Evet. Radikal prostatektomi sırasında idrarı tutmaya yardımcı olan kaslar ve idrar kanalının mümkün olduğunca uzun bir bölümünün korunmasına çalışılır.
Robotik cerrahide büyütülmüş görüntü ve hassas cerrahi hareketler sayesinde uygun hastalarda:
- İdrar tutma kaslarının,
- İdrar kanalının mümkün olan en uzun bölümünün,
- Mesane boynunun ve
- İdrar tutma mekanizmasını destekleyen dokuların, daha hassas şekilde korunması mümkün olabilir.
Ameliyattan sonra idrar kaçırma mutlaka olur mu?
Hayır. Ancak sonda çıkarıldıktan sonra bir süre idrar kaçırma oldukça yaygındır.
Bunun nedeni, ameliyat sırasında prostatın çıkarılmasıyla idrar tutma mekanizmasının geçici olarak etkilenmesidir.
İdrar kontrolü çoğu hastada ilk haftalar ve aylar içinde giderek düzelir. Robotik cerrahi sonrasında özellikle ilk 3–6 ayda idrar kontrolünün daha hızlı geri kazanılması mümkün olabilir.
Yaklaşık olarak:
- 3. ayda: Robotik ameliyat sonrası hastaların %70–85'i, açık ameliyat sonrası %60–75'i idrarını yeterli düzeyde kontrol edebilir.
- 6. ayda: Robotik ameliyat sonrası bu oran yaklaşık %80–90'a, açık ameliyat sonrası %75–85'e ulaşabilir.
- 12. ayda: Her iki yöntemde de hastaların büyük çoğunluğu idrarını kontrol edebilir. Deneyimli merkezlerde %90'ın üzerinde tam veya tama yakın kontinans oranlarına ulaşılabilmektedir.
Bu oranlar çalışmadan çalışmaya değişebilir. Ayrıca araştırmalarda “tam kuruluk” ve “ped kullanmama” gibi farklı ölçütler kullanılabildiği için verilen yüzdeler birebir karşılaştırılmamalıdır.
Önemli olan şudur: Ameliyattan sonraki ilk haftalarda veya aylarda idrar kaçırılması, bunun kalıcı olacağı anlamına gelmez.
İdrar kontrolündeki en belirgin düzelme genellikle ilk 3–6 ay içinde görülür ve iyileşme 12 aya kadar, bazı hastalarda daha uzun süre devam edebilir.
Pelvik taban kas egzersizleri (Kegel egzersizleri) de idrar kontrolünün yeniden kazanılmasına yardımcı olabilir.
İdrar kaçırma kalıcı olabilir mi?
Evet, ancak hastaların büyük bölümünde zaman içinde belirgin düzelme olur. Uzun süre devam eden idrar kaçırma riskini artırabilecek faktörler arasında:
- İleri yaş,
- Fazla kilo,
- Ameliyat öncesinde idrar kontrolünün iyi olmaması,
- Daha önce prostat ameliyatı geçirilmiş olması,
- Büyük prostat,
- Kanser nedeniyle daha geniş cerrahi yapılması,
- İdrar tutma kası ve idrar kanalının korunmasının sınırlı olması, sayılabilir.
Robotik ve açık ameliyat arasında temel fark nedir?
Her iki yöntemde de temel amaç kanseri tamamen çıkarmak ve mümkün olduğunca normal fonksiyonları korumaktır.
Robotik cerrahi; büyütülmüş 3 boyutlu görüntü ve hassas hareket kabiliyeti sayesinde cerraha prostat çevresindeki sinirleri, idrar tutma mekanizmasını ve diğer hassas dokuları korumada teknik avantaj sağlayabilir.
Bu nedenle robotik cerrahi ile özellikle ilk aylarda idrar kontrolünün ve bazı hastalarda sertleşme fonksiyonunun daha hızlı geri dönmesi mümkün olabilir.
Ancak robotik ameliyat, idrar kontrolünün veya sertleşmenin kesin olarak korunacağını garanti etmez. Uzun dönem sonuçlarını yalnızca ameliyatın robotik veya açık yapılması belirlemez.
Kanserin özellikleri, hastanın yaşı, ameliyat öncesindeki idrar ve cinsel fonksiyonları, sinirlerin korunabilmesi ve özellikle cerrahın deneyimi sonuçları önemli ölçüde etkiler.
Özetle. Robotik veya açık radikal prostatektomi sonrası idrar kaçırma ve sertleşme sorunu görülebilir; ancak bunların her ikisi de her hastada kalıcı değildir.
İdrar kaçırma özellikle ilk aylarda sık görülür ve çoğu hastada zaman içinde belirgin şekilde azalır. Sertleşme fonksiyonunun geri dönüşü ise daha yavaştır ve 12–24 ay veya daha uzun sürebilir.
Robotik cerrahinin avantajı, uygun hastalarda kanser tedavisinden ödün vermeden sinirleri ve idrar tutma mekanizmasını daha hassas şekilde korumaya yardımcı olabilmesidir. Ancak sonucu belirleyen en önemli faktörler kanserin özellikleri, hastanın ameliyat öncesindeki durumu ve cerrahın deneyimidir.
S6- Robotik ve Açık Radikal Prostatektomi ameliyatlarının olası riskleri ve yan etkileri nelerdir?
Radikal prostatektomi, prostat kanserini tedavi etmek amacıyla prostatın ve meni keselerinin tamamen çıkarıldığı büyük bir ameliyattır. Ameliyat robotik veya açık yöntemle yapılabilir.
Her iki yöntemde de bazı riskler ve yan etkiler görülebilir. Bu risklerin görülme ihtimali; hastanın yaşı, genel sağlık durumu, ameliyat öncesindeki idrar ve cinsel fonksiyonları, prostat kanserinin yaygınlığı ve sinir koruyucu cerrahi yapılıp yapılamaması gibi birçok faktöre bağlıdır.
- İdrar kaçırma
Ameliyattan sonra en sık karşılaşılan sorunlardan biridir.
Prostat çıkarıldıktan sonra idrarı tutmayı sağlayan kasların ve çevre dokuların iyileşmesi zaman alır. Bu nedenle özellikle ilk haftalarda ve aylarda öksürürken, hapşırırken, yürürken veya egzersiz yaparken idrar kaçırma görülebilir.
Çoğu hastada zaman içinde belirgin düzelme olur. Ancak bazı hastalarda, özellikle ameliyattan önce idrar kontrolü iyi değilse veya daha önce prostat ameliyatı geçirilmişse, idrar kaçırma uzun süre devam edebilir.
Pelvik taban (Kegel) egzersizleri, idrar kontrolünün daha hızlı düzelmesine yardımcı olabilir.
Robotik cerrahide idrar kontrolü bazı hastalarda daha erken düzelebilse de uzun dönemde robotik ve açık ameliyat arasında belirgin bir fark olmayabilir.
- Sertleşme sorunu
Radikal prostatektomi sonrasında en önemli yan etkilerden biri sertleşme bozukluğudur.
Sertleşmeyi sağlayan sinirler prostatın hemen yanında bulunduğu için, ameliyat sırasında bu sinirlerin korunması çok önemlidir.
Sinirler korunabilirse sertleşme fonksiyonunun geri dönme ihtimali daha yüksektir. Ancak iyileşme hemen gerçekleşmez ve aylar hatta 1-2 yıl veya daha uzun sürebilir.
Ameliyat öncesinde sertleşme sorunu bulunan, ileri yaşta olan veya sinirlerin korunmasının mümkün olmadığı hastalarda sertleşme fonksiyonunun geri dönme ihtimali daha düşüktür.
Gerektiğinde ilaç, vakum cihazı, enjeksiyon veya diğer sertleşme tedavileri kullanılabilir.
- Meni gelmemesi (Kuru boşalma)
Prostat ve meni keseleri çıkarıldığı için ameliyattan sonra cinsel ilişki sırasında meni gelmez.
Bu durum beklenen ve kalıcı bir sonuçtur.
Ancak bu, kişinin mutlaka orgazm olamayacağı anlamına gelmez. Sertleşme sağlanabilen hastalarda orgazm hissi devam edebilir, ancak orgazmın şekli veya şiddeti değişebilir.
Çocuk sahibi olma planı olan hastaların bu konuyu ameliyattan önce doktorlarıyla görüşmeleri önemlidir.
- Penis boyunda değişiklik
Bazı hastalar ameliyat sonrasında penis boyunda kısalma veya görünümde değişiklik fark edebilir. Bu durum herkeste görülmez ve farklı çalışmalarda farklı oranlarda bildirilmiştir.
- Kanama ve kan nakli ihtiyacı
Her ameliyatta olduğu gibi radikal prostatektomi ameliyatında da kanama riski vardır.
Robotik ameliyatlarda genellikle açık ameliyata göre daha az kan kaybı ve daha düşük kan nakli ihtiyacı görülür.
- Enfeksiyon
Ameliyat sonrasında idrar yolu, yara yeri veya daha nadiren karın içi enfeksiyon gelişebilir.
Robotik cerrahide küçük kesiler kullanılması nedeniyle yara yeri enfeksiyonu ve bazı enfeksiyon komplikasyonları açık ameliyata göre daha az görülebilir.
- Mesane ile idrar yolu birleşim yerinde kaçak
Prostat çıkarıldıktan sonra mesane ile idrar kanalı yeniden birbirine bağlanır. Bu birleşim yerinden nadiren idrar kaçağı olabilir. Çoğu durumda sonda daha uzun süre tutulur ve sorun kendiliğinden düzelir. Çok nadiren ek bir işlem gerekebilir.
- İdrar yolu darlığı
Ameliyattan aylar veya yıllar sonra, mesane ile idrar yolunun birleştiği bölgede darlık gelişebilir.
Bu durumda idrar akımında zayıflama, ıkınarak idrar yapma veya idrar yapamama gibi şikâyetler ortaya çıkabilir. Gerekirse endoskopik yöntemlerle tedavi edilebilir.
- Bağırsak veya diğer organların yaralanması
Prostat, bağırsak ve idrar yollarına yakın olduğu için ameliyat sırasında çok nadiren bağırsak, idrar yolu veya damar yaralanması meydana gelebilir.
Özellikle daha önce karın veya prostat bölgesinden ameliyat olmuş hastalarda bu risk artabilir.
- Pıhtı oluşması
Büyük ameliyatlardan sonra bacak toplardamarlarında pıhtı (derin ven trombozu) oluşabilir. Bu pıhtının akciğere gitmesi durumunda pulmoner emboli adı verilen ciddi bir tablo ortaya çıkabilir.
Bu riski azaltmak için ameliyat sonrasında erken yürümek, varis çorabı kullanmak ve uygun hastalarda kan sulandırıcı ilaç uygulamak gibi önlemler alınır.
- Lenf bezi temizlenmesine bağlı riskler
Kanserin özelliklerine göre prostatla birlikte pelvisteki lenf bezlerinin de çıkarılması gerekebilir.
Bu işlem sonrasında:
- Lenfosel: Pelviste lenf sıvısının birikmesi
- Lenfödem: Bacaklarda veya genital bölgede şişlik
- Pıhtı oluşma riskinde artış, gibi ek sorunlar görülebilir.
Lenfosellerin çoğu küçük ve takip edilebilir durumdadır. Daha büyük olanlarda boşaltma işlemi gerekebilir.
- Fıtık
Özellikle açık ameliyattan sonra ilerleyen dönemde kasık fıtığı gelişme ihtimali artabilir.
Robotik ameliyatlarda ise çok nadiren, aletlerin karına girdiği küçük kesilerin olduğu bölgelerde fıtık oluşabilir.
- Robotik ameliyata özgü riskler
Robotik ameliyat sırasında cerrahın daha iyi görüş sağlayabilmesi için hasta genellikle uzun süre baş aşağı pozisyonda tutulur.
Nadiren bu pozisyona bağlı olarak kollarda veya bacaklarda geçici uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi sinir problemleri gelişebilir. Çoğu hasta bu sorunlardan tamamen kurtulur.
Robotik ve Açık ameliyat arasındaki temel farklar
Genel olarak robotik radikal prostatektomi:
- Daha az kan kaybı,
- Daha az kan nakli ihtiyacı,
- Daha küçük kesiler,
- Daha kısa hastanede kalış,
- Daha hızlı günlük yaşama dönüş, gibi avantajlar sağlayabilir.
Buna karşılık idrar kontrolü ve sertleşme fonksiyonu açısından uzun dönemde en önemli belirleyici yalnızca ameliyatın robotik veya açık olması değildir. Cerrahın deneyimi, sinir koruyucu cerrahinin uygulanabilmesi, hastanın ameliyat öncesindeki cinsel ve idrar fonksiyonları ve kanserin prostat içindeki yerleşimi çok önemlidir.
Özetle. Radikal prostatektomi sonrasında hastaların en çok merak ettiği iki konu idrar kaçırma ve sertleşme sorunudur. Her iki sorun da zaman içinde düzelebilir ancak bazı hastalarda kalıcı olabilir.
Robotik cerrahi, özellikle kanama, kesi boyutu ve iyileşme süreci açısından önemli avantajlar sağlayabilir. Ancak robotik yöntem, idrar kaçırma veya sertleşme sorununun hiç görülmeyeceği anlamına gelmez.
Ameliyat öncesinde hastanın mevcut idrar ve cinsel fonksiyonlarının değerlendirilmesi ve ameliyatın olası sonuçlarının doktoruyla ayrıntılı olarak konuşulması önemlidir.
S7- Robotik ve Açık radikal prostatektomi ameliyatları sonrası iyileşme süreci nasıldır?
Robotik veya açık radikal prostatektomi sonrasında iyileşme süreci hastadan hastaya değişir. Robotik ameliyatlarda genellikle daha az ağrı, daha az kan kaybı ve daha kısa hastanede yatış görülür. Ancak idrar kontrolünün ve sertleşme fonksiyonunun tamamen düzelmesi aylar sürebilir.
- Ameliyattan sonraki ilk günler
Robotik ameliyat sonrasında hastalar genellikle daha erken ayağa kalkar ve birkaç gün içinde hastaneden taburcu edilir. Açık ameliyatta ise hastanede kalış süresi genellikle daha uzundur.
Ameliyat sonrasında:
- Ağrı kesici ilaçlar kullanılır.
- Hasta mümkün olduğunca erken yürütülür.
- Beslenmeye bağırsak hareketleri düzeldikçe başlanır.
- Ameliyat bölgesindeki dren, gerekli görülmezse kısa sürede çıkarılır.
Robotik ameliyatlarda kesilerin daha küçük olması nedeniyle günlük yaşama dönüş genellikle daha hızlıdır.
- İdrar sondası ne zaman çıkarılır?
Prostat çıkarıldıktan sonra mesane ile idrar kanalı yeniden birbirine bağlanır. Bu bağlantının iyileşmesi için bir süre idrar sondası kullanılır.
Sonda ameliyattan yaklaşık 7-10 gün arasında çıkarılır. Ancak ameliyat sırasında yapılan bağlantının durumuna göre bu süre daha kısa veya daha uzun olabilir.
Bazı hastalarda sonda çıkarılmadan önce, bağlantı yerinde idrar kaçağı olup olmadığını kontrol etmek için ilaçlı film (sistografi) çekilebilir.
- İdrar kaçırma ne zaman düzelir?
Sonda çıkarıldıktan sonra bir süre idrar kaçırma çok sık görülür. Özellikle öksürme, hapşırma, ayağa kalkma veya hareket sırasında idrar kaçabilir.
İdrar kontrolü genellikle zaman içinde giderek düzelir. Robotik cerrahide ilk aylarda idrar kontrolünün daha hızlı düzelmesi mümkün olsa da uzun dönemde robotik ve açık ameliyat arasındaki fark azalır.
İyileşmeyi desteklemek için:
- Pelvik taban kas egzersizleri (Kegel egzersizleri) yapılmalıdır.
- Gerektiğinde pelvik taban fizyoterapisinden yararlanılabilir.
- İdrar kaçırma devam ederse doktor tarafından ek tedaviler planlanabilir.
Çoğu hastada belirgin düzelme ilk birkaç ay içinde görülür. Ancak idrar kontrolünün tamamen oturması 1 yıla kadar, bazı hastalarda daha uzun sürebilir.
- Sertleşme ne zaman düzelir?
Radikal prostatektomi sonrasında sertleşme sorunu sık görülür. Bunun nedeni, sertleşmeyi sağlayan sinirlerin prostatın hemen yanında bulunmasıdır.
Ameliyat sırasında bu sinirler korunabilse bile, ameliyat sonrasında bir süre iyi çalışmayabilir. Bu nedenle sertleşmenin düzelmesi idrar kontrolüne göre daha yavaş olur.
İyileşme;
- Hastanın yaşına,
- Ameliyat öncesindeki sertleşme durumuna,
- Sinirlerin korunup korunamadığına,
- Tümörün prostat içindeki yerine bağlıdır.
Sertleşme fonksiyonunun geri dönmesi 12-24 ayı bulabilir. Doktorun uygun görmesi halinde ilaçlar ve diğer cinsel rehabilitasyon yöntemleri kullanılabilir.
Prostat ve meni keseleri çıkarıldığı için ameliyattan sonra meni gelmez. Ancak orgazm hissi devam edebilir. Buna kuru boşalma denir.
- Günlük yaşama ne zaman dönülür?
Robotik ameliyat sonrasında günlük hareketlere ve hafif aktivitelere genellikle daha erken dönülür. Ancak ağır kaldırma ve yorucu egzersizlerden bir süre kaçınılması gerekir.
Masa başı işlere dönüş çoğu hastada birkaç hafta içinde mümkün olabilir. Fiziksel olarak ağır işlerde çalışanlarda ise daha uzun bir iyileşme süresi gerekebilir.
- PSA takibi nasıl yapılır?
Prostat tamamen çıkarıldığı için ameliyattan sonra PSA'nın çok düşük veya ölçülemeyecek düzeye inmesi beklenir.
İlk PSA testi genellikle ameliyattan yaklaşık 6-8 hafta sonra yapılır. Daha sonraki PSA kontrollerinin ne sıklıkta yapılacağı, hastanın ameliyat sonrası patoloji sonucuna ve doktorun değerlendirmesine göre belirlenir.
PSA'nın tekrar yükselmesi durumunda bunun nedeni araştırılır ve gerekirse ek tedavi planlanır.
Özetle. Robotik radikal prostatektomi, açık ameliyata göre genellikle daha az kan kaybı, daha az ağrı ve daha hızlı günlük yaşama dönüş gibi avantajlar sağlar. Ancak her iki ameliyatta da idrar kontrolünün ve sertleşme fonksiyonunun düzelmesi zaman alabilir.
İdrar kontrolü genellikle ilk aylarda belirgin şekilde düzelmeye başlar. Sertleşme fonksiyonunun geri dönmesi ise daha uzun sürer ve 12-24 aya kadar devam edebilir. Düzenli kontroller, pelvik taban egzersizleri ve gerektiğinde cinsel rehabilitasyon, iyileşme sürecinin önemli parçalarıdır.
Bunları da okuyabilirsiniz
- Parsiyel NefrektomiBöbreğin tamamı alınmadan yalnızca tümörün çıkarıldığı, sağlam böbrek dokusunun korunduğu ameliyat; açık, lapa…
- Açık Prostat Ameliyatı (Açık Prostatektomi)Açık prostat ameliyatı (açık prostatektomi), çok büyük iyi huylu prostat büyümesinde (BPH) uygulanan cerrahi y…
- Radikal SistektomiMesane kanserinde mesanenin tamamen alındığı ameliyat; TUR-MT sonrası patoloji sonucuna göre kasa ilerlemiş ve…
- Açık Üretra Ameliyatları (Üretroplasti)Üretroplasti, idrar kanalı (üretra) darlığının açık cerrahiyle kalıcı onarımıdır. Uygun hastalar, yanak içi do…
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesi, tanı ve tedavinin yerine geçmez. Şikâyetleriniz için lütfen muayenehanemize başvurunuz.
