İçeriğe geç
+90 (533) 553 38 28LinkedInGoogle AkademikInstagramGoogle işletme kaydıE-posta gönder
Prof. Dr. Can Tuygun — Ana sayfa
TREN
Prof. Dr. Can Tuygun — klinik önlüğü

Testis Kanseri

Testis kitlelerinde tanı süreci; kan tümör belirteçleri, skrotal ultrasonografi ve MR ile değerlendirme, radikal orşiektomi ve doğurganlık üzerindeki olası etkiler hakkında bilgilendirme.

Testis ve epididim — şematik çizim

Muayene sırasında elle fark edilen testis kitleleri, testis kanserinin en sık başvuru şekillerinden biridir. Daha nadir olarak iyi huylu (benign) testis kitleleri de görülebilmekle birlikte, skrotum muayenesinde saptanan bir testis kitlesi aksi kanıtlanıncaya kadar testis kanseri olarak kabul edilir. Bu nedenle tanının gecikmeden konulması büyük önem taşır. Tanı sürecinde kan tümör belirteçleri, skrotal ultrasonografi ve gerekli görülen durumlarda skrotal manyetik rezonans görüntüleme (MR) kullanılır.

Testis kanserleri, erken dönemde tedavi edildiğinde başarı oranı oldukça yüksek olan kanserler arasında yer almakla birlikte, bazı alt tipleri kısa sürede yayılım gösterebilir ve özellikle kan yoluyla metastaz yapabilir. Bu nedenle hızlı ve doğru tanı konulması, ardından uygun hastalarda erken dönemde cerrahi tedavinin (radikal orşiektomi; testisin alınması) uygulanması önem taşır.

Testis kanseri en sık ergenlik ve genç erişkin yaş grubunda görülmekle birlikte, yaşamın her döneminde ortaya çıkabilir. Hastaların önemli bir kısmı genç yaşta olduğundan, kanser tedavisine ilişkin soruların yanı sıra doğurganlık, üreme sağlığı, hormonal fonksiyonlar ve cinsel yaşam üzerindeki olası etkiler konusunda da ayrıntılı bilgi alma ihtiyacı duymaktadır.

Günümüzde infertilite (kısırlık) araştırmaları, testiküler ağrı veya varikosel şüphesi gibi nedenlerle üroloji kliniklerine başvuran erkek sayısının artmasıyla birlikte, istenen skrotal ultrasonografi sayısında da belirgin bir artış yaşanmaktadır. Bunun sonucunda, tek veya her iki testiste, muayene ile zor fark edilen ya da hiç fark edilmeyen, küçük çaplı testis lezyonları daha sık saptanmaya başlanmıştır.

Muayene veya skrotal ultrasonografide tespit edilen her testis kitlesi öncelikle kötü huylu (malign) kabul edildiğinden, uzun yıllardır standart tedavi olarak radikal orşiektomi (testisin tamamen alınması) uygulanmaktadır. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, bu küçük lezyonların bir kısmının testis kanseri olmadığını, iyi huylu oluşumlar olabileceğini göstermiştir. Bu nedenle bazı hastalarda testisin tamamen alınması gereksiz ve aşırı bir tedaviye yol açabilmektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda, günümüzde uygun seçilmiş hastalarda ve karşı testisin normal olduğu durumlarda, testisin tamamının çıkarılması yerine yalnızca kitlenin çıkarıldığı testis koruyucu cerrahi giderek daha fazla uygulanmaktadır.

Dolayısıyla, nadir de olsa bazı testis kitlelerinin iyi huylu olabileceği akılda tutulmalıdır. Uygun hasta grubunda testis koruyucu cerrahi önemli bir tedavi seçeneği olabilir. Cerrahi planlama yapılırken, radikal orşiektomi ile testis koruyucu cerrahinin avantaj ve dezavantajları hasta ile ayrıntılı olarak değerlendirilmeli ve karar ortaklaşa verilmelidir.

S1- 24 yaşındayım ve yaklaşık son 1 aydır sol yumurtalığında ağrısız bir şişlik olduğunu farkettim ve hastaneye başvurdum. Kan tahlillerim ve yumurtalığımın ultrasonografisi istendi, sonuçlarımın çıkmasını bekliyorum. Şimdi ne yapmalıyım?

Skrotal ultrasonografi, testis içindeki kitleleri saptamada çok yüksek duyarlılığa sahip bir görüntüleme yöntemidir. Bu inceleme sayesinde kitlenin testis içinde mi yoksa dışında mı olduğu belirlenebilir. Testis dışındaki kitleler çoğunlukla iyi huyludur.

Kan tahlillerinde AFP, β-hCG ve LDH olarak adlandırılan tümör belirteçleri değerlendirilir. Bu değerlerin yüksek bulunması testis kanseri tanısını destekler; ancak normal olmaları kanser olasılığını tamamen dışlamaz. Tümör belirteçleri tanı, evreleme ve tedavi sonrası hastalığın seyrinin izlenmesinde önemli rol oynasa da tek başına belirleyici değildir.

Bu nedenle, tümör belirteçleri normal olsa bile, fizik muayene ve skrotal ultrasonografi bulguları testis kanseri ile uyumlu ise cerrahi tedavi kararı verilebilir. Başka bir ifadeyle, testis kanseri şüphesi varlığında tümör belirteçlerinin normal olması radikal orşiektomi (testisin alınması) kararını değiştirmez.

Özetle; fizik muayene, tümör belirteçleri ve skrotal ultrasonografi birlikte değerlendirildiğinde testis kanseri şüphesi kuvvetliyse, standart tedavi kasık bölgesinden yapılan testisin alınması yani radikal orşiektomi ameliyatıdır. Kanser şüphesi bulunan olgularda, tümörün yayılma riskini artırabileceği için testis üzerinden biyopsi yapılması veya iğne ile örnek alınması önerilmez.

Eğer skrotal ultrasonografide saptanan kitle küçükse (genellikle 2 cm'den küçük), iyi huylu bir lezyonu düşündüren görüntüleme özellikleri taşıyorsa, tümör belirteçleri normal ise ve diğer uygun kriterler sağlanıyorsa, yalnızca kitlenin çıkarıldığı ve testisin korunduğu parsiyel orşiektomi (testis koruyucu cerrahi) seçilmiş hastalarda bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebilir.

Tedavi Öncesi Gelecek Planlaması;

Fertilitenin (Üreme Sağlığının) Korunması, testis kanseri tedavileri ameliyat, kemoterapi veya radyoterapi nedeniyle üreme fonksiyonlarını geçici ya da kalıcı olarak etkileyebilir. Özellikle 24 yaşında genç bir hasta, uygulanacak tedavi ne olursa olsun, herhangi bir cerrahi girişim veya ek tedavi öncesinde sperm dondurma (kriyoprezervasyon, sperm bankalaması) seçeneğini doktorunuzla mutlaka görüşmeniz önerilir.

Testis protezi, eğer testis alınacaksa, ameliyat sırasında veya daha sonraki dönemde, estetik görünümü korumak amacıyla testis protezi yerleştirilmesi mümkündür. Bu seçenek hakkında doktorunuzdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


S2- 25 yaşındayım ve 2 yıldır evli olmamıza rağmen çocuk sahibi olamadığımız için hastaneye başvurduk. Daha önce elimle fark etmediğim ancak skrotal ultrasonografide saptanan sol testisimin üst kısmında yaklaşık 1.5-2 cm çapında kitle olduğu söylendi. Kan tahlilerim alındı ve sol yumurtalığımın alınacağı söylendi. Şimdi ne yapmalıyım?

C1- Öncelikle, 25 yaşında olmanız ve infertilite (çocuk sahibi olamama) nedeniyle yapılan değerlendirmeler sırasında testisinizde 1,5-2 cm boyutlarında bir kitle saptanmış olması, dikkatli ve multidisipliner bir yaklaşım gerektiren bir durumdur. Testis kanseri şüphesi bulunan hastalarda standart tedavi radikal orşiektomi (testisin tamamen alınması) olmakla birlikte, mevcut bulgularınız ve fertilite beklentiniz göz önüne alındığında, uygun koşullar sağlanıyorsa organ koruyucu cerrahi (testis koruyucu cerrahi, parsiyel orşiektomi) seçeneği de değerlendirilebilir.

Elle fark edilmeyen ve skrotal ultrasonografide tesadüfen saptanan küçük testis kitlelerinin, özellikle 2 cm'den küçük olanların önemli bir kısmının iyi huylu olabileceği bildirilmiştir. Bu nedenle her küçük testis kitlesinde testisin tamamının alınması gerekli olmayabilir.

Testis koruyucu cerrahinin temel amacı, uygun hastalarda sağlıklı testis dokusunu mümkün olduğunca koruyarak hormonal fonksiyonların, fertilitenin, vücut bütünlüğünün ve yaşam kalitesinin sürdürülmesine katkı sağlamaktır. Tek taraflı radikal orşiektomi sonrasında çoğu hastada diğer sağlam testis yeterli testosteron üretimini sürdürür ve hormon düzeyleri normal sınırlar içinde kalır. Ancak bazı hastalarda testosteron düzeylerinde azalma gelişebilir ve zamanla hipogonadizm ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra, özellikle önceden infertilite sorunu bulunan hastalarda veya kalan testisin fonksiyonlarının sınırlı olabileceği durumlarda, mevcut testis dokusunun korunması gelecekteki üreme potansiyelinin devamı açısından önem taşımaktadır. Ayrıca testisin korunması; vücut bütünlüğünün sürdürülmesine, psikolojik iyilik halinin desteklenmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle, uygun hasta seçimi yapıldığında testis koruyucu cerrahi, yalnızca onkolojik güvenliği gözeten değil, aynı zamanda fonksiyonel ve yaşam kalitesine yönelik kazanımları da hedefleyen önemli bir tedavi seçeneğidir.

Bununla birlikte, radikal orşiektomi günümüzde testis kanseri şüphesi bulunan hastalarda halen standart tedavi yaklaşımıdır. Testis koruyucu cerrahi ise yalnızca dikkatle seçilmiş hastalarda ve bu konuda deneyimli merkezlerde değerlendirilmesi gereken alternatif bir yaklaşımdır.

Sizin durumunuzda testis koruyucu cerrahi özellikle;

  • Kitle küçükse (genellikle 2 cm'den küçükse),
  • Tümör belirteçleri normal ise,
  • Görüntüleme bulguları iyi huylu bir lezyonu düşündürüyorsa,
  • Kitlenin testis hacminin yaklaşık %30'undan daha azını kapladığı düşünülüyorsa,
  • Karşı testis normal ise,
  • Cerrahi ve patolojik değerlendirme için deneyimli bir merkez mevcutsa, bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
  • Testis koruyucu cerrahi öncesinde, uygun hasta seçimi için kontrastlı toraks, abdomen ve pelvis BT (gerektiğinde MR) ile olası metastatik hastalık değerlendirilmeli ve uzak metastaz bulunmadığı gösterilmelidir. Bilinen veya görünen bir metastatik hastalığın bulunmaması, testis koruyucu cerrahi için önemli hasta seçim kriterlerinden biridir.

Frozen Section Analiz (FSA); Testis koruyucu cerrahi planlandığında, ameliyat sırasında çıkarılan kitlenin hızlı patolojik incelemeye (FSA) gönderilmesi gereklidir. Eğer FSA sonucunda;

  • Patoloji sonucu iyi huylu ise testis korunabilir ve yalnızca kitle çıkarılır.
  • Sonuç kötü huylu ise aynı seansta radikal orşiektomiye geçilmesi gerekebilir.

Sperm Dondurma (Kriyoprezervasyon): İnfertilite nedeniyle araştırıldığınız ve gelecekte çocuk sahibi olmayı planladığınız için, herhangi bir cerrahi girişim veya ek tedavi öncesinde sperm dondurma seçeneğini doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Testis kanseri tedavileri ve bazı ek tedaviler üreme potansiyelini geçici veya kalıcı olarak etkileyebileceğinden, sperm bankalaması gelecekteki fertilite açısından önemli bir koruyucu seçenek sunabilir. Özetle; laboratuvar ortamında semen (meni) örneğinin verilmesi, sperm hücrelerinin uygun koşullarda dondurularak uzun süre saklanır ve gerektiğinde bu dondurulmuş sperm örnekleri yardımcı üreme yöntemlerinde kullanılabilir.

İnfertilite ve Onco-TESE Yaklaşımı; Bazı seçilmiş hastalarda, özellikle ejakülatta sperm bulunmaması (azospermi) veya ileri derecede sperm bozukluğu varlığında, ameliyat sırasında testis dokusundan mikroskobik yöntemlerle sperm elde edilmesi ve dondurulması amacıyla Onco-TESE uygulanması değerlendirilebilir. Bu yaklaşım her hasta için uygun değildir ve deneyimli merkezlerde planlanmalıdır.

Deneyimli Merkez ve İkinci Görüş; Testis koruyucu cerrahi, hızlı patolojik inceleme (FSA), Sperm dondurma ve Onco-TESE gibi işlemler deneyim gerektiren uygulamalardır. Bu nedenle mümkünse androloji ve üroonkoloji alanında deneyimli, multidisipliner bir merkezde değerlendirilmeniz faydalı olabilir.

Ayrıca aşağıdaki soruları doktorunuzla ayrıntılı olarak görüşmeniz yararlı olacaktır:

  • Testis koruyucu cerrahi (parsiyel orşiektomi) benim için uygun bir seçenek mi?
  • Ameliyat olacağım merkezde ameliyat sırasında hızlı patolojik inceleme (FSA) yapılabilir mi?
  • Cerrahi öncesinde sperm dondurma işlemi planlanmalı mı?
  • Gerekirse Onco-TESE ile sperm elde edilmesi mümkün olabilir mi?

Özetle; kan sonuçlarınız tamamlanırken, androloji veya üroonkoloji konusunda deneyimli bir merkezden ikinci görüş almanız; sperm dondurma seçeneğini değerlendirmeniz ve uygun aday olmanız durumunda FSA eşliğinde testis koruyucu cerrahi imkânlarını doktorunuzla görüşmeniz tedavi planlamasında yararlı olabilir. Ancak testis kanseri şüphesi bulunan hastalarda radikal orşiektominin halen standart tedavi olduğu ve testis koruyucu cerrahinin yalnızca seçilmiş olgularda uygulanabilen alternatif bir yaklaşım olduğu unutulmamalıdır.


S3- 34 yaşındayım ve 5 yıl önce sağ yumurtalığım tümör nedeniyle alındı ve patoloji sonucu seminoma geldi. 1 ay önce sol yumurtalığımda bir kitle farkettim, yine kan tahlillerim ve skrotal ultrasonografi istendi ve sol testisimin orta kesiminde yaklaşık 1.5 cm çapında kitle saptandı. Sonuçta sol yumurtalığımın da alınması gerektiği söylendi. Ameliyat sonrası her iki testisimin olmayacağından ötürü ömür boyu hormon tedavisi alacağım ve çocuk sahibi olamayacağım söylendi. Şimdi ne yapmalıyım?

C3- Bu durum, tıp literatüründe metakron bilateral testis tümörü (iki testiste farklı zamanlarda gelişen tümör veya ardışık çift taraflı testis tümörü) olarak adlandırılır. Daha önce bir testisi tümör nedeniyle alınmış ve yıllar sonra geride kalan diğer testiste yeni bir kitle gelişmiş hastalarda, hormonal fonksiyonları, fertilite potansiyelini ve yaşam kalitesini korumak amacıyla testis koruyucu cerrahi (parsiyel orşiektomi) uygun olgularda değerlendirilebilen bir tedavi seçeneğidir.

Uluslararası üroloji kılavuzları ve uzman görüşleri, tek testisi bulunan veya metakron bilateral testis tümörü gelişen hastalarda, dikkatle seçilmiş olgularda testis koruyucu cerrahinin radikal orşiektomiye kabul edilebilir bir alternatif olabileceğini belirtmektedir. Kitlenin 1,5 cm boyutunda olması (genellikle 2 cm'den küçük olması ve testis hacminin yaklaşık %30'undan daha azını kapladığının düşünülmesi), testis koruyucu cerrahi açısından uygun bir aday olabileceğinizi düşündürmektedir.

Metakron testis tümörü bulunan, yani karşı testisi daha önce tümör nedeniyle alınmış ve yıllar sonra diğer testisinde de kitle gelişen hastalarda, ameliyat sırasında yapılan FSA sonucunda kitlenin malign olduğu saptansa bile belirli koşullar sağlanıyorsa testis koruyucu cerrahi tamamlanır ve doğrudan radikal orşiektomiye geçilmez. Bunun temel amacı, hastayı ömür boyu testosteron replasmanına bağımlı hale getirmemek ve mümkün olduğunca fertilite potansiyelini korumaktır.

Tek testisinde tümör olan hastalarda Testis Koruyucu Cerrahinin yapılabilmesi için temel koşullar şunlardır;

• Tümörün genellikle 2 cm'den küçük olması veya testis hacminin yaklaşık %30-50'sinden daha azını kaplaması,

• Tümör çıkarıldıktan sonra yeterli miktarda sağlıklı testis parankiminin korunabilmesi,

• Ameliyat öncesi testosteron düzeyinin normal olması ve belirgin Leydig hücre yetmezliğini düşündüren yüksek LH düzeylerinin bulunmaması,

• Cerrahi sınırların ve tümör yatağından alınan ek biyopsilerin negatif olması.

• Testis koruyucu cerrahi, genellikle hastalığın Klinik Evre I (testise sınırlı) olduğu seçilmiş hastalarda değerlendirilir. Bu nedenle, uygun hasta seçimi için cerrahi öncesinde kontrastlı toraks, abdomen ve pelvis BT (gerektiğinde MR) ile olası metastatik hastalık değerlendirilmeli ve uzak metastaz bulunmadığı gösterilmelidir. Bilinen metastatik hastalığın bulunmaması, testis koruyucu cerrahi için önemli hasta seçim kriterlerinden biridir.

Uzak metastazın (retroperitoneal lenf nodları, akciğer veya diğer organlar) saptanması, testis koruyucu cerrahi için uygun hasta seçimi kriterlerini ortadan kaldırır. Bu durumda tedavi yaklaşımı yeniden değerlendirilir; standart olarak radikal inguinal orşiektomi uygulanır ve patoloji sonucu ile hastalığın evresine göre kemoterapi, radyoterapi veya retroperitoneal lenf nodu diseksiyonu gibi ek tedaviler planlanabilir.

Ameliyat Sırasında FSA incelemenin Rolü:

Testis koruyucu cerrahi sırasında yapılan FSA yalnızca kitlenin iyi veya kötü huylu olduğunu belirlemek amacıyla yapılmaz. Tümör çıkarıldıktan sonra tümör yatağından alınan ek biyopsilerle cerrahi sınırların temiz olduğu da değerlendirilir.

• Cerrahi sınırlar pozitif ise ek rezeksiyon yapılır.

• Sınırların temizlenemeyeceği kadar yaygın tutulum (örneğin belirgin rete testis invazyonu) varsa veya yeterli sağlam testis dokusu bırakılamıyorsa yani testis koruyucu cerrahinin devam ettirilemiyorsa, radikal orşiektomiye geçmek gerekebilir.

Ameliyat Sonrası Radyoterapi

Tek testisinde malign bir tümörü olan hastada, testis koruyucu cerrahi tamamlandıktan sonra, geride kalan testis dokusundan alınan biyopsilerde öncül tümör lezyonu olan Germ Hücreli Neoplazi İn Situ (GCNIS/TIN) saptanabilir.

Bu lezyonlar zaman içerisinde bir lokal nükse yani geride kalan testis dokusunda tekrar tümör gelişimine zemin hazırlayabileceğinden öncül tümör lezyonunu (GCNIS/TIN) tedavi etmek için, geride kalan sağlam testis dokusuna genellikle 18-20 Gy düşük doz radyoterapi önerilmektedir. Ancak çocuk sahibi olma isteği bulunan hastalarda, radyoterapinin fertilite üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle bu tedavi yakın takip altında bir süre ertelenebilir.

Fonksiyonel Sonuçlar

Testis koruyucu cerrahi sonrasında hastaların yaklaşık %80-90'ında testosteron düzeyleri normal sınırlar içinde kalmakta ve dışarıdan testosteron tedavisine ihtiyaç duyulmamaktadır. Böylece hormonal fonksiyonların korunmasına, fertilite potansiyelinin sürdürülmesine ve bilateral kastrasyonun oluşturabileceği psikososyal etkilerin azaltılmasına katkı sağlanabilmektedir.

Özetle; Tek testisi bulunan hastalarda, 2 cm'den küçük malign testis tümörlerinde; tümör tamamen çıkarılabiliyor, cerrahi sınırlar temizlenebiliyor ve yeterli sağlıklı testis dokusu korunabiliyorsa testis koruyucu cerrahi tamamlanabilir. Radikal orşiektomi ise ancak organ korumanın teknik olarak mümkün olmadığı veya güvenli onkolojik sınırların sağlanamadığı durumlarda uygulanır.

Bu nedenle, tek testisi bulunan ve 1,5 cm boyutunda bir kitlesi olan bir hastada, kitle malign çıksa bile uygun cerrahi şartlar sağlanabiliyorsa testisin korunması mümkün olabilir. Bu yaklaşımın temel amacı, onkolojik güvenlikten ödün vermeden hormonal fonksiyonları, fertilite potansiyelini ve yaşam kalitesini korumaktır.

Bunun için, tek testiste tümör veya metakron bilateral testis tümörü bulunan hastalarda testis koruyucu yaklaşımın güvenli bir şekilde uygulanabilmesi için, ameliyat öncesinden itibaren testis koruyucu cerrahi konusunda deneyimli bir ürolog, intraoperatif frozen inceleme konusunda deneyimli bir patolog ve gerektiğinde adjuvan radyoterapi uygulayabilecek bir radyasyon onkoloğunun yer aldığı multidisipliner bir ekibin koordineli çalışması büyük önem taşımaktadır.


S4- 20 yaşında sol testisimde ağrı nedeniyle hastaneye başvurdum. Testisimin muayenesinde sol varikosel olabileceğim söylendi ve kan tahlillerim ile skrotal doppler ultrasonografi istendi. Sonuçta, sol varikosel, sol testis alt polde 1 cm çapında kistik kitle ve sağ testiste yaygın mikrokalsifikasyon saptandı. Şimdi ne yapmalıyım?

C4- Öncelikle sol testisinizde saptanan kistik kitlenin iyi huylu olma olasılığı değerlendirilmelidir. Ultrasonografide tesadüfen saptanan küçük testis lezyonlarının, özellikle 1 cm'den küçük olanların, önemli bir kısmının iyi huylu olabileceği bildirilmiştir. Ayrıca ultrasonografide kistik (ince duvarlı ve içi sıvı dolu) görünüm görülmesi; basit testis kisti veya epidermoid kist gibi iyi huylu oluşumları düşündürebilir. Semptomlara neden olmayan basit testis kistlerinde çoğu zaman cerrahi müdahale gerekmez ve düzenli takip yeterli olabilir.

Bununla birlikte, ultrasonografide tanımlanan kistik görünüm kompleks özellikler taşıyorsa (kitle içerisinde bölmeler [septasyonlar], düzensiz duvar yapısı veya katı [solid] bileşenler bulunuyorsa), malignite veya klinik açıdan anlamlı bir testis tümörü olasılığı artabilir ve daha ayrıntılı ileri değerlendirme gerekebilir.

Tümör belirteçlerinin değerlendirilmesi de önemli bir basamaktır. AFP, β-hCG ve LDH düzeylerinin normal bulunması lezyonun iyi huylu olma olasılığını destekleyebilir. Ancak normal tümör belirteçleri tek başına testis kanseri olasılığını tamamen dışlamaz.

Özetle, en uygun yaklaşım; kitlenin boyutu, ultrasonografik özellikleri, tümör belirteçleri ve klinik bulgular birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Eğer lezyon şüpheli özellikler taşıyorsa ve kitle 2 cm'den küçükse, uygun hastalarda yalnızca kitlenin çıkarıldığı testis koruyucu cerrahi ile değerlendirilebilir. Ameliyat sırasında yapılacak FSA ile lezyonun iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olup olmadığı hızlı bir şekilde değerlendirilebilir. Lezyonun iyi huylu (benign) olduğu saptanırsa testis koruyucu cerrahi uygulanır ve sağlam testis dokusu bırakılır. Buna karşılık, lezyonun kötü huylu (malign) bulunması durumunda ve karşı testisin normal olduğu hastalarda standart yaklaşım radikal orşiektomidir.

Sağ testiste saptanan testiküler mikrolitiyazise yaklaşım ise genel olarak şu şekildedir: Testiküler mikrolitiyazis, çoğunlukla tesadüfen saptanan ve tek başına cerrahi tedavi gerektirmeyen bir ultrasonografi bulgusudur. Ancak infertilite, geçirilmiş testis tümörü, testis atrofisi veya ailede testis kanseri öyküsü gibi ek risk faktörlerinin varlığında daha yakın takip önerilebilir. Bu nedenle, infertilite varlığı nedeniyle aylık kendi kendine testis muayenesi yapılması ve doktorunuzun uygun gördüğü aralıklarla ultrasonografik takip uygulanması önerilebilir. Tümör belirteçleri ise rutin olarak gerekli olmayıp, klinik veya radyolojik şüphe oluşması durumunda bakılabilir.

Sol testisteki ağrı, eşlik eden sol varikosel ile ilişkili olabilir; çünkü testis tümörleri çoğu zaman ağrısız seyretmekle birlikte bazı hastalarda ağrı veya rahatsızlık hissi ile de ortaya çıkabilir. Bu nedenle testiste saptanan herhangi bir kitlenin öncelikle ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekir. Kitleye yönelik tanısal değerlendirme tamamlandıktan ve gerekli yaklaşım belirlendikten sonra, erişkin varikoseline yönelik tedavi seçenekleri ayrıca değerlendirilebilir.


S5- 40 yaşındayım ve çocuk sahibi olamadığımız için eşimle birlikte hastaneye başvurduk. Kan tahlillerim ve skrotal ultrasonografi istendi. Skrotal ultrasonografide her iki testisimde yaygın kalsifik lezyonlar görüldü. Takiben istenilen kan tahlilerim normal değerlerde geldi. Şimdi ne yapmalıyım?

C5- Testiküler Mikrolitiyazis ile Testis Tümörü bir ilişkisinin olup olmadığı hastalar tarafından en çok merak edilen hususların başında gelmektedir.

Testiküler mikrolitiyazis, ultrasonografide testis parankimi içerisinde çok sayıda küçük kalsifikasyon odaklarının görülmesi ile karakterize, non-spesifik bir görüntüleme bulgusudur. Testis tümörleri ile birlikte görülebilmekle birlikte, tek başına malignite anlamına gelmez ve çoğu hastada benign ve stabil bir seyir gösterir. Ancak testiküler mikrolitiyazise testis içerisinde solid (katı) bir kitle eşlik ediyorsa, malignite açısından ileri değerlendirme gereklidir. Bu nedenle, ultrasonografide görülen mikrolitiyazis odaklarının gerçek bir testis kitlesinden ayırt edilmesi büyük önem taşır.

İzole testiküler mikrolitiyazis varlığında ise yaklaşım genellikle klinik risk faktörlerinin değerlendirilmesine dayanır. Her iki testiste mikrolitiyazis saptanmış olsa bile, eşlik eden solid bir kitle veya ek risk faktörleri bulunmadığı sürece çoğu hastada takip yaklaşımı yeterli olmaktadır.

Tümör belirteçlerine (AFP, β-hCG ve LDH) testiküler mikrolitiyazisli olgularda özellikle eşlik eden bir testis kitlesi, klinik şüphe veya ek risk faktörleri bulunuyorsa değerlendirilebilir. Gerektiğinde takip sürecinde bu testler tekrarlanabilir. Tümör belirteçlerinde yükseklik saptanması malignite şüphesini destekleyebilir. Ancak tümör belirteçlerinin normal olması testis kanseri olasılığını tamamen dışlamaz. Özellikle seminom olgularının önemli bir kısmında AFP normaldir ve bazı hastalarda tüm tümör belirteçleri normal sınırlarda bulunabilir. Bu nedenle, tümör belirteçleri tek başına tanı koydurucu değildir; klinik bulgular ve görüntüleme yöntemleri ile birlikte değerlendirilmelidir.

Bu vakada olduğu gibi, testiküler mikrolitiyazis ile infertilite (kısırlık) arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; testiküler mikrolitiyazis, bazı hastalarda infertilite ile ilişkili olabilen ve testiküler disgenezi sendromunun bir parçası olarak görülebilen bir ultrasonografik bulgudur.

Testiküler disgenezi sendromu; infertilite, testis kanseri, kriptorşidizm (inmemiş testis) ve testiküler mikrolitiyazis gibi durumların ortak gelişimsel kökenlere sahip olabileceğini öne süren bir kavramdır. Bununla birlikte, bu ilişki tüm hastalarda mevcut değildir ve testiküler mikrolitiyazis saptanan bireylerin büyük çoğunluğunda klinik önemi sınırlıdır. Bu nedenle, tek başına testiküler mikrolitiyazis varlığı infertilitenin doğrudan nedeni olarak kabul edilmez.

Testiküler mikrolitiyazis ve öncül testis tümör lezyonu (GCNIS) İlişkisi; GCNIS (Germ Cell Neoplasia in Situ) testis germ hücreli tümörlerin büyük çoğunluğunun kabul edilen öncül lezyonudur. Tedavi edilmediğinde bazı olgularda zaman içinde invaziv testis kanserine ilerleyebilir. Ancak her GCNIS olgusu mutlaka kansere dönüşmez; progresyon riski hastaya ve eşlik eden risk faktörlerine göre değişkenlik gösterir. Aşağıdaki risk faktörlerinin varlığında, Germ Hücreli Neoplazi İn Situ (GCNIS) lezyonlarının zaman içinde ilerleyerek invaziv testis kanserine dönüşme riski artabilir:

• İnmemiş testis (kriptorşidizm) öyküsü,• Testis atrofisi,• Geçirilmiş testis tümörü öyküsü (karşı testiste risk artışı),• Subfertilite veya azoospermi,• Testiküler gelişim bozuklukları (testiküler disgenezi sendromu ile ilişkili durumlar),

Bu risk faktörlerinin varlığı, GCNIS'nin mutlaka kansere dönüşeceği anlamına gelmez; ancak bu hastalarda daha dikkatli değerlendirme ve yakın takip gerekebilir.

Testiküler mikrolitiyazis ile öncül testis tümör lezyonu (GCNIS) arasındaki ilişkiye bakıldığında, bazı çalışmalarda testiküler mikrolitiyazisin GCNIS ve testis germ hücreli tümörleri ile birlikte görülebilen non-spesifik bir ultrasonografik bulgu olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte, mevcut kanıtlar testiküler mikrolitiyazisin tek başına bağımsız ve güçlü bir GCNIS belirteci olmadığını göstermektedir.

Bu noktadaki temel klinik soru şudur: GCNIS tanısı kesin olarak testis biyopsisi ile konulduğuna göre, testiküler mikrolitiyazisi bulunan her hastaya GCNIS varlığını araştırmak amacıyla rutin testis biyopsisi yapılmalı mıdır? Mevcut kılavuz önerilerine göre; testiküler mikrolitiyazis tek başına rutin testis biyopsisi endikasyonu oluşturmamaktadır.

Bu nedenle, izole veya bilateral testiküler mikrolitiyazisi bulunan hastalarda yaklaşım çoğu zaman klinik takip temellidir. Hastalara kendi kendine testis muayenesi önerilir. Skrotal ultrasonografi, eşlik eden risk faktörleri, klinik bulgular veya radyolojik şüphe varlığında doktorun uygun gördüğü aralıklarla yapılabilir. Tümör belirteçleri (AFP, β-hCG ve LDH) ise rutin olarak gerekli olmayıp, daha çok klinik gereklilik veya malignite şüphesi bulunan durumlarda bakılabilir.


S6- 32 yaşındayım ve iki ay önce elimle muayenede sol testisimde kitle fark etmem üzerine yapılan kan tahlili ve skrotal ultrasonografi tetkiklerimde, sol testis tümörü olduğum söylendi ve sol radikal orşiektomi ameliyatı geçirdim. Henüz patoloji raporum çıkmadı. Bundan sonra nasıl bir süreç beni bekliyor?

C6- Sol radikal orşiektomi ameliyatı, testis tümörü şüphesinde hem kesin tanının konulması hem de tedavinin ilk ve en önemli basamağıdır. Patoloji raporunuzu beklediğiniz bu süreçte, bundan sonraki tedavi planı tümörün hücre tipine ve hastalığın yaygınlığına (evresine) göre şekillenecektir.

Bu nedenle ameliyat sonrasında klinik evrenin belirlenmesi için şu adımlar izlenir:

• Patoloji raporu: Çıkarılan testis dokusunun incelenmesi ile tümörün seminom mu yoksa non-seminom mu olduğu (tümörün hücre tipi), tümör boyutu, lenfovasküler invazyon ve diğer patolojik özellikler belirlenir.

• Tümör belirteçlerinin takibi (AFP, β-hCG, LDH): Ameliyat sonrası bu değerlerin yarılanma ömürlerine uygun şekilde düşüp düşmediği izlenir. Belirteçlerin normale dönmesi, hastalığın testise sınırlı olduğuna işaret edebilir.

• Evreleme görüntülemesi: Özellikle retroperitoneal lenf nodları ve akciğerlerde yayılım olup olmadığını değerlendirmek amacıyla kontrastlı göğüs, karın ve pelvis bilgisayarlı tomografisi incelemesi yapılır.

Patoloji raporu çıktıktan sonra tedavi seçenekleri (aktif izlem, adjuvan kemoterapi, retroperitoneal lenf nodu diseksiyonu) değerlendirilir.

Ameliyat Sonrası Yaşam Kalitesi ve Fonksiyonel Sağlık konusunda süreç şu şekildedir;

• Hormonal Durum: Tek testisin alınmasından sonra geri kalan sağlıklı testis, çoğu hastada vücudun testosteron ihtiyacını tek başına karşılayabilmektedir. Bununla birlikte, uzun dönemli çalışmalarda hastaların yaklaşık %15-20'sinde hipogonadizm (hormon eksikliği) gelişebildiği, küçük bir kısmında ise dışarıdan testosteron tedavisine ihtiyaç duyulabildiği bildirilmiştir.

Bu nedenle takip sürecinde testosteron ve LH düzeylerinin belirli aralıklarla izlenmesi, özellikle LH yüksekliği ile seyreden kompanse hipogonadizmin erken saptanması açısından önemlidir.

• Fertilite (Üreme Sağlığı): Testis kanseri olan erkeklerin önemli bir kısmında, henüz tedavi başlamadan önce bile sperm kalitesinde azalma görülebilir. Ameliyat sonrasında uygulanabilecek kemoterapi veya radyoterapi gibi ek tedaviler ise sperm üretimini geçici veya kalıcı olarak etkileyebilir.

Bu nedenle, tedavi öncesinde sperm dondurma (kriyoprezervasyon) seçeneğinin tüm hastalarla görüşülmesi ve uygun olgularda değerlendirilmesi önerilmektedir.

• Testis Protezi: Testis kaybı, özellikle genç hastalarda beden imajı ve özgüven üzerinde olumsuz psikolojik etkilere yol açabilir. Kozmetik ve psikolojik kaygıları azaltmak amacıyla ameliyat sırasında testis protezi yerleştirilmesi yapılabileceği gibi, daha sonraki herhangi bir dönemde de güvenle gerçekleştirilebilir.

Uzun Dönem Takip ve Karşı Testis Riski;

• Kendi Kendine Muayene: Testis kanseri nedeniyle daha öncede radikal orşiektomi (testisin alınması ameliyatı) geçirmiş bireylerde, geri kalan diğer sağlam testiste tümör gelişme riski genel popülasyona göre belirgin derecede yüksektir.

Literatürde bu riskin yaklaşık %1-5 arasında değiştiği bildirilmektedir. Bu nedenle hastaların ayda bir kez kendi kendine testis muayenesi yapmaları önerilir. Kalan testiste herhangi bir sertlik, düzensizlik veya yeni bir değişiklik fark edilmesi durumunda gecikmeden hekime başvurulmalıdır.

• Ameliyat sonrası takip planı; tümörün tipi, evresi ve uygulanan ek tedavilere göre kişiselleştirilir. Genel olarak kontroller, nüks riskinin en yüksek olduğu ilk yıllarda daha sık, sonraki yıllarda ise daha seyrek aralıklarla sürdürülür ve çoğu hastada en az 5-10 yıllık takip önerilir. Geç nüks ve karşı testis tümörü riski nedeniyle bazı hastalarda daha uzun süreli veya ömür boyu yıllık takip de uygun görülebilir.


S7- 26 yaşındayım ve sol yumurtalığımın ağrısı için gittiğim klinikte kan tahlili ve skrotal ultrasonografi yapıldı. Kan tahlillerim normaldi. Skrotal ultrasonografide testisimin alt kısmında şüpheli olarak tanımlanan yaklaşık 2 cm çapında nodüler kitle olduğu söylendi ve yumurtalığımın alınacağını söylediler. Başka tetkik yaptırmalı mıyım yoksa bunlar yeterli mi?

C7- Skrotal ultrasonografi, testis kitlelerinin değerlendirilmesinde ilk ve temel görüntüleme yöntemidir. Bununla birlikte, nadir durumlarda ultrasonografik bulguların kesin ayırıcı tanı için yetersiz kaldığı olgularla karşılaşılabilir.

Bu gibi durumlarda skrotal dinamik kontrastlı manyetik rezonans görüntüleme (MR), ek bilgi sağlayan ve tanısal belirsizliği azaltmaya yardımcı olan bir "problem çözücü" yöntem olarak kullanılabilir.

Skrotal MR, özellikle tümör belirteçleri (AFP, β-hCG ve LDH) normal olan ve skrotal ultrasonografide iyi huylu-kötü huylu ayrımının net yapılamadığı küçük testis kitlelerinde lezyonun karakterizasyonuna katkıda bulunabilir. Bazı olgularda iyi huylu bir lezyon olasılığını destekleyerek gereksiz radikal orşiektomilerin önlenmesine yardımcı olabilir.

Buna rağmen skrotal MR, histopatolojik incelemenin yerini almaz. Klinik şüphenin devam ettiği seçilmiş hastalarda, skrotal MR bulguları testis koruyucu cerrahi (parsiyel orşiektomi) planlanmasına katkı sağlayabilir ve intraoperatif Frozen Section Analizi (FSA) eşliğinde testis koruyucu yaklaşımın uygulanmasına olanak tanıyabilir.


S8- Testiste saptanan her kitle testisin kendisinden kaynaklı bir tümörü müdür? Başka bir organdaki kanser veya hastalık testise yayılmış olabilir mi?

C8- Her testiküler kitle testisin kendi dokusundan kaynaklanan (primer) bir tümör değildir. Nadir de olsa başka organlardaki kanserler veya bazı sistemik hastalıklar testisi tutabilir, testise yayılabilir.

Bunun en önemli nedeni testis yoğun kanlanması ve lenfatik drenaj sistemi nedeniyle başka organ kanserlerinin metastaz yapabildiği bir organdır.

Testise yayılabilen ve testiste kitle yapabilen başlıca kanserler şunlardır:

• Prostat kanseri• Böbrek kanseri• Akciğer kanseri• Gastrointestinal sistem kanserleri (mide, kolon vb.)• Malign melanom

Ayrıca epididim ve spermatik kord gibi paratestiküler yapılardan kaynaklanan veya bu bölgelere metastaz yapan kitleler de görülebilir.

Bunun yanında bazı sistemik hematolojik hastalıklar da testisi tutabilir ve testiste kitle yapabilir;

• Lenfoma: Özellikle ileri yaş erkeklerde primer testiküler lenfoma daha sık görülür.

• Lösemi: Özellikle akut lösemilerde testis tutulumu klinik açıdan önem taşır.

• Daha nadiren diğer hematolojik maligniteler de testisi etkileyebilir.

Bu tür durumlarda testiste saptanan kitle çoğu zaman altta yatan sistemik hastalığın bir parçasıdır. Bu nedenle tedavi planı yalnızca testisteki kitlenin varlığına göre değil, hastalığın genel özellikleri dikkate alınarak multidisipliner bir yaklaşımla belirlenmelidir.

Bazı olgularda radikal orşiektomi tanısal veya tedavi amaçlı gerekli olabilirken, birçok hastada esas tedavi altta yatan hastalığa yönelik kemoterapi, immünoterapi veya diğer onkolojik tedavilerdir.


S9- Testis koruyucu cerrahinin yapıldığı başka iyi huylu testis kitleleri var mı?

C9- Evet. Testisin seks kord–stromal tümörleri, tüm primer testis tümörlerinin yaklaşık %4-5'ini oluşturan nadir tümör grubudur. Bu tümörler, germ hücreli tümörlerden (seminom vb.) farklı olarak testisin destek dokularından köken alırlar ve genellikle çocuklarda yetişkinlere göre daha yüksek oranda (tüm pediatrik testis tümörlerinin %40'ına kadarı) görülürler.

- Leydig Hücreli Tümörler: Yetişkin testis tümörlerinin yaklaşık %4'ünü oluştururlar.

  • Bunlar Hormonal Belirtiler verebilir: Bu tümörler androjen veya östrojen salgılayabilirler. Çocuklarda erken ergenliğe; yetişkinlerde ise jinekomasti (meme büyümesi), libido kaybı, erektil disfonksiyon ve infertiliteye neden olabilirler.
  • Malignite (Kötü Huylu Olma) Riski: Çoğunlukla iyi huylu olsalar da yetişkinlerdeki Leydig hücreli tümörlerin %10-15'i malign karakterde olabilir. İleri yaş, büyük tümör boyutu (>4-5 cm), nekroz varlığı ve yüksek mitoz oranı kötü huylu davranışın göstergeleri arasındadır.
  • Tedavi: Küçük ve iyi huylu olduğundan şüphelenilen vakalarda testis koruyucu cerrahi (TSS) standart yaklaşımdır.

- Bir diğeri Sertoli Hücreli Tümörlerdir. Testis neoplazmlarının yaklaşık %1'ini oluştururlar.

  • Sertoli hücreli tümörler bazı genetik sendromlarla ilişkili olabilir.
  • Klinik Seyir: Çoğunlukla iyi huyludur; testis koruyucu cerrahi sonrası nüks oranları oldukça düşüktür (<%1). Ancak metastatik seyreden vakalarda cerrahi dışı tedavilere yanıt genellikle zayıftır.

- Granüloza Hücreli Tümörler: Oldukça nadirdir ve juvenil (bebeklik) ile erişkin formları bulunur.

  • Juvenil Form: Bebeklerde (genellikle 3 ay altı) en sık görülen testis tümörü tipidir ve prognozu mükemmeldir; neredeyse hiç metastaz yapmazlar.
  • Erişkin Form: Çok nadir görülür ve bazen jinekomasti gibi hormonal belirtilerle kendini gösterebilir; juvenil formun aksine düşük de olsa malign potansiyel taşırlar.

- Sonuncu grup ise çok nadir görülen diğer iyi huylu stromal tümörlerdir (fibroma, mikst seks kord-stromal tümör)

Ayırıcı Tanı ve Cerrahi Yaklaşım: Bu tümörler klinik ve radyolojik olarak germ hücreli tümörlerle karışabilir. Ayırıcı tanı ve yaklaşım çok önemlidir;

- Öncelikle testiküler kitle nedeniyle tümör belirteçlerine bakılır AFP, hCG ve LDH gibi tümör belirteçleri seks kord-stromal tümörlerde genellikle negatiftir.

- Takiben skrotal ultrasonografide küçük çapta lezyonlar tanımlanır. Şüpheli durumda, lezyonlar iyi tanımlamadığı durumlarda skrotal MR istenebilir ve Testis Koruyucu Cerrahi bu kitleler için radikal orşiektomi yerine öncelikle düşünülebilir.

- Seks kord-stromal tümörlerin çoğu küçük ve iyi huylu olduğundan, radikal orşiektomi (testisin tamamen alınması) yerine kitlenin çıkarılıp testisin bırakıldığı testis koruyucu cerrahi özellikle genç hastalar için ilk seçenek olarak değerlendirilmelidir.

Başka bir grup iyi huylu testis kitleleri de az önce yukarda belirtildiği gibi tümör belirteçleri (AFP, hCG ve LDH) negatif ve özellikle skrotal ultrasonografide küçük ve tesadüfen saptanan lezyonlardır ve bunların bir kısmı iyi huylu (benign) olabilir. Bunlar aşağıda yazan iyi huylu tümörler olabilirler ve tedavileri uygun hastalarda testis koruyucu cerrahi (parsiyel orşiektomi) uygun hastalarda değerlendirilebilir.

• Epidermoid kistler (iyi huylu, sınırlı lezyonlar)• Adenomatoid tümörler (çoğunlukla paratestiküler yerleşimli benign lezyonlar)• Enflamatuar durumlar (epididimit, orşit, granülomatöz enfeksiyonlar)

Özetle; seks kord–stromal tümörler testisin nadir görülen tümörleri olup bazı olgularda hormonal belirtilerle ortaya çıkabilirler ve büyük çoğunluğu benign seyirlidir.

Bu nedenle, tümör belirteçleri negatif olan, küçük boyutlu ve görüntüleme bulguları açısından uygun özellikler taşıyan testiküler kitlelerde; seks kord–stromal tümörler, epidermoid kistler ve diğer benign lezyonlar olasılığı da göz önünde bulundurularak testis dokusunu korumayı amaçlayan testis koruyucu cerrahi (parsiyel orşiektomi) uygun hastalarda değerlendirilebilir.

Bu yaklaşımda intraoperatif Frozen Section Analizi (FSA), benign ve malign lezyonların ayırımında önemli bir rol oynar ve gereksiz radikal orşiektomilerin önlenmesine yardımcı olabilir.


S10- 40 yaşındayım ve hematoloji-onkoloji bölümünde kan değerlerimin bozukluğu nedeniyle araştırılırken “Burned-out” Testis Tümörü şüphesi bende araştırılmaya başlandı, endişelenmeli miyim?

C10- "Burned-out" (sönmüş/gerilemiş) testis tümörü şüphesi, kulağa korkutucu gelse de tıpta iyi tanımlanmış bir durumdur ve doğru teşhis konulması, uygun tedavi planının oluşturulması hayati önem taşır. Bu durum, testis içindeki birincil tümörün, henüz tedavi edilmeden kendi kendine tamamen veya kısmen gerilemesi, ancak buna rağmen vücudun başka bölgelerine (genellikle karın arka duvarındaki lenf nodlarına veya akciğerlere) yayılım göstermesi (metastaz) anlamına gelir.

"Burned-out" Fenomeni; testis tümörünün çok hızlı büyümesi nedeniyle kendi kan akımını aşması ve beslenemeyerek doku ölümü (nekroz) sonrası gerilemesiyle açıklanır. Klinik olarak testiste elle hissedilen bir kitle olmayabilir; ancak tümör geride bir skar (yara izi) veya kalsifikasyon (kireçlenme) odağı bırakır.

Peki neden Hematoloji-Onkoloji tarafından araştırılıyorum;

Vücutta nedeni tam açıklanamayan karın içi kitleler, akciğer nodülleri veya bazı kan değerlerindeki bozulmalar saptandığında, doktorlar bu metastazların kaynağını bulmaya çalışır. Testis tümörleri çok iyi kanlandığı ve lenfatik drenajı iyi olduğu için başka organlara metastaz yapma eğilimindedir. Şüphe durumunda testisin incelenmesi, hastalığın kökenini belirlemek ve en etkili tedaviyi seçmek için kritiktir.

Tanısal süreç şu şekildedir;

- Tümör belirteçleri: Birincil olarak testiste tümör sönmüş olsa yani testiste ele gelen bir kitle olmasa bile, vücuttaki yayılım bu belirteçlerin yükselmesine neden olabilir.

- Klinik şüphe: Genç ve orta yaşlı erkeklerde karın içinde (retroperitoneal) açıklanamayan kitleler görüldüğünde, özellikle tümör belirteçleri yüksekliğinde, testis muayenesi normal olsa bile mutlaka bir ultrasonografi ile "Burned-out" odağı aranmalıdır.

- Skrotal ultrasonografi: Testiste kitle elle hissedilmese bile, yüksek çözünürlüklü ultrason ile testisteki küçük kalsifikasyon odakları, skar dokuları veya "sönmüş" tümöre ait düzensizlikler saptanabilir. Özellikle testiste tümörün geride bıraktığı kireçlenmeler (mikrolitiyazis), skar dokusu (yara izi) veya kanlanması olmayan koyu renkli (hipoekoik) alanlar saptanabilir.

- Skrotal MR: "Burned-out" tümörlerin tanısında MR çok güçlü bir "problem çözücü" araçtır. Sönmüş tümörler, MR görüntülerinde kontrast maddeyi tutmazlar veya minimal kontrastlanma gösterirler ki, bu da onları diğer aktif kitlelerden ayırır.

- BT ve MR Görüntüleme: Kanserin vücudun diğer bölgelerindeki yayılımını ve miktarını belirlemek için göğüs, karın ve pelvis bölgeleri bu yöntemlerle taranacaktır.

- Tedavi Yaklaşımı; Sonuçta, eğer Burned-out tümör teşhisi doğrulanırsa, yani metastazın varlığı hastalığı metastatik evrede olduğunu göstermiş olsa da bu evrede bile (yani vücuda yayılmış olsa dahi) iyileşme şansı en yüksek kanser türlerinden biridir;

  • Multimodal (kemoterapi ve gerekirse cerrahi) tedavilerle tam iyileşme (kür) oranları çok yüksektir.
  • Radikal Orşiektomi: Testiste aktif tümör görülmese bile, mikroskobik düzeyde canlı hücre kalıp kalmadığını görmek ve patolojik tipi kesinleştirmek için o testisin alınması önerilir. Testis cerrahiyle çıkarıldığında, orşiektomi materyalinde bazen rezidüel canlı germ hücreli tümörde bulunabilir ama genellikle canlı tümör hücresi yerine "hyalinize fibrozis" (skar dokusu) görülmesi tanıyı destekler.
  • Sistemik Kemoterapi: Vücuttaki yayılımı kontrol altına almak için sisplatin bazlı (genellikle BEP protokolü) kemoterapi uygulanır.

Bu bölümde, testisinde kitle saptanan hastaların en sık sorduğu sorulara yönelik kısa ve özet bilgiler sunulmuştur. Bununla birlikte, hastaların merak ettiği ve gündeme getirdiği daha birçok konu bulunmaktadır. Örneğin;

- 28 yaşındayım ve özellikle sağ testisimde daha büyük çapta olmak üzere her iki testisimde kitleler olduğunu farkettim. Son 2-3 aydır da halsizlik, çabuk yorulma ve kilo kaybı şikayetlerim var. Şimdi ne yapmam gerekiyor?

- 35 yaşındayım ve çocukken sağ yumurtalığımdan bir ameliyat geçirdim ve sağ yumurtalığım oldukça küçük kaldı. Şimdi sol yumurtalığımın orta kesiminde yaklaşık 2,5 cm çapında kitle tespit edildi. Tümör belirteçlerimden biri yüksek çıktı. Sol yumurtalığımın hepsi alınması gerekli mi?

- 65 yaşında prostat ameliyatına hazırlığım yapıldığı sırada sol yumurtalığımda sıvı toplanması ve 3 cm çapında bir kitlenin olduğu bulundu. Prostat ameliyatımla birlikte aynı anda yumurtalığımda alınabilir mi?

- İki ay önce sağ yumurtalığımda ağrı ve şişlik nedeniyle bir kliniğe gittim ve sağ yumurtalığımda iltihap olduğu söylenerek 2 hafta boyunca antibiyotik tedavisi aldım. Şimdi şikayetlerim yok ama sağ yumurtalığımda sert bir kitle elime geliyor, ne yapmalıyım?

Bu bölümde testis tümörleri hakkında sık sorulan sorulara yönelik genel bilgilere yer verilmiştir. Ancak her hastanın klinik durumu ve tedavi gereksinimi farklı olabileceğinden, bazı özel durumlarda kişiye özgü değerlendirme yapılması ve tedavi kararlarının hekim ile birlikte planlanması önem taşımaktadır.

Not: Daha detaylı bilgi için “İlgi Alanımızdaki Ameliyatlar” başlığında yer alan “Kanser Ameliyatları” bölümünden “Testis Kanseri” sayfasını inceleyebilirsiniz.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesi, tanı ve tedavinin yerine geçmez. Şikâyetleriniz için lütfen muayenehanemize başvurunuz.