
Erektil Disfonksiyon (Sertleşme Bozukluğu)
Sertleşme bozukluğunun nedenleri, tedavi öncesi değerlendirme süreci, erken boşalmadan farkı, ESWT, PDE5 inhibitörleri ve intrakavernozal enjeksiyon tedavileri hakkında bilgilendirme.
S1- EREKTİL DİSFONKSİYON (SERTLEŞME BOZUKLUĞU) NEDİR?
Erektil disfonksiyon, halk arasında sertleşme sorunu olarak bilinir. Cinsel ilişki için yeterli sertliği oluşturamama veya oluşan sertliği sürdürememe durumudur.
Zaman zaman sertleşme sorunu yaşanması normal olabilir. Ancak sorun tekrarlıyor, devam ediyor ve cinsel yaşamı olumsuz etkiliyorsa değerlendirilmesi gerekir.
Nedenleri nelerdir?
Sertleşme sorununun tek bir nedeni olmayabilir. En sık nedenler şunlardır:
- Damarsal hastalıklar: Damar sertliği, yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları
- Şeker hastalığı
- Obezite ve hareketsiz yaşam
- Sigara ve alkol kullanımı
- Hormon bozuklukları, özellikle testosteron düşüklüğü
- Sinir sistemi hastalıkları veya sinir hasarı
- Prostat ve diğer pelvik bölge ameliyatları
- Bazı ilaçlar
- Stres, kaygı, depresyon ve performans endişesi
- İlişkiyle ilgili veya psikolojik sorunlar
Çoğu hastada birden fazla neden birlikte bulunabilir.
Sertleşme sorunu neden önemlidir?
Sertleşme sorunu yalnızca cinsel yaşamı etkileyen bir problem değildir. Özellikle damar kaynaklı sertleşme bozukluğu, kalp-damar hastalıklarının erken bir belirtisi olabilir. Bu nedenle yeni başlayan veya giderek artan sertleşme sorunlarında tansiyon, kan şekeri, kolesterol ve diğer kalp-damar risklerinin de değerlendirilmesi önemlidir.
Ne zaman doktora başvurulmalıdır?
Sertleşme sorunu tekrarlıyorsa, birkaç ay devam ediyorsa veya cinsel yaşamınızı ve özgüveninizi etkiliyorsa bir üroloji uzmanına başvurmanız önerilir.
Kısacası, sertleşme sorunu yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değildir ve çoğu hastada nedeni belirlenerek tedavi edilebilir.
S2- Erektil disfonksiyon (sertleşme bozukluğu) tedavisine başlamadan önce neler yapılmalıdır?
Sertleşme sorununun tedavisine başlamadan önce, sorunun nedenini anlamak ve genel sağlık durumunu değerlendirmek gerekir. Çünkü sertleşme sorunu bazen damar hastalığı, şeker hastalığı, hormon bozukluğu, kullanılan ilaçlar veya psikolojik nedenlerle ortaya çıkabilir.
- Öncelikle ayrıntılı değerlendirme yapılır
- Sertleşme sorununun ne zaman başladığı ve ne sıklıkta olduğu,
- Sabah sertleşmelerinin olup olmadığı,
- Cinsel istekte azalma olup olmadığı,
- Boşalma veya orgazm sorunu bulunup bulunmadığı,
- Kullanılan ilaçları,
- Şeker hastalığı, tansiyon ve kalp hastalığı gibi hastalıkları,
- Daha önce geçirilmiş prostat veya başka pelvik bölge ameliyatları,
- Stres, kaygı, depresyon ve ilişki sorunlarını değerlendirilir.
Gerekirse sertleşme sorununun derecesini belirlemek için özel değerlendirme formları da kullanılabilir.
- Fizik muayene yapılır
Tansiyon, kilo ve bel çevresi ölçülür. Ayrıca penis ve testisler değerlendirilir. Penis eğriliği gibi sertleşme sorununa eşlik edebilecek durumlar araştırılır.
- Kan testleri yapılabilir
Hastanın durumuna göre özellikle:
- Kan şekeri veya uzun dönem şeker değerini gösteren test,
- Kolesterol ve diğer kan yağları,
- Sabah saatlerinde testosteron düzeyi, kontrol edilir.
Gerekli görülürse prolaktin, tiroid hormonları ve diğer hormon testleri de istenebilir.
- Kalp ve damar sağlığı değerlendirilir
Sertleşme sorunu, özellikle damar kaynaklı olduğunda, kalp ve damar hastalıklarının erken bir belirtisi olabilir.
Bu nedenle tansiyon, şeker, kolesterol, sigara kullanımı, kilo ve diğer kalp-damar riskleri değerlendirilir.
Özellikle kalp hastalığı bulunan veya eforla göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikâyetleri olan kişilerde cinsel aktivite ve sertleşme ilaçları başlanmadan önce kalp açısından değerlendirme gerekebilir.
- Kullanılan ilaçlar mutlaka gözden geçirilir
Bazı ilaçlar sertleşme sorununa neden olabilir veya sorunu artırabilir.
Özellikle nitrat içeren kalp ilaçları kullanılıyorsa bu durum mutlaka doktora bildirilmelidir. Çünkü nitrat içeren ilaçlarla sertleşme ilaçlarının birlikte kullanılması tehlikeli tansiyon düşüklüğüne neden olabilir.
- Yaşam tarzı değerlendirilir
Sigara, fazla kilo, hareketsizlik, aşırı alkol kullanımı, kontrolsüz şeker hastalığı ve yüksek tansiyon sertleşme sorununu artırabilir.
Bu nedenle tedaviyle birlikte sigaranın bırakılması, kilo verilmesi, düzenli egzersiz yapılması, alkolün azaltılması ve mevcut hastalıkların iyi kontrol edilmesi önerilir.
- Her hastaya ileri tetkik yapılması gerekmez
Çoğu hastada ayrıntılı görüşme, muayene ve temel kan testleri tedaviye başlamak için yeterlidir.
Penil Doppler ultrasonografi, gece sertleşme testi veya diğer özel testler ise özellikle genç hastalarda, damar veya sinir hasarı şüphesinde, travma öyküsünde veya uygulanan tedavilere rağmen düzelmeyen sertleşme sorunlarında gerekli olabilir.
Kısacası, sertleşme sorunu için doğrudan ilaç başlamak yerine önce nedenin araştırılması önemlidir. Çünkü sertleşme sorunu bazen vücuttaki başka bir hastalığın, özellikle de damar hastalığının ilk belirtisi olabilir.
S3- Erektil disfonksiyon (sertleşme bozukluğu) ile erken boşalma arasındaki fark nedir?
Erektil disfonksiyon ve erken boşalma aynı sorun değildir. Her ikisi de erkeklerde görülen cinsel işlev bozukluklarıdır; ancak temel problemleri farklıdır.
- Erektil disfonksiyonda (sertleşme bozukluğu) temel sorun, penisin cinsel ilişki için yeterli sertliğe ulaşamaması veya oluşan sertliğin ilişki sırasında sürdürülememesidir. Buradaki temel sorun sertliktir.
- Erken boşalmada ise penis yeterince sert olabilir; ancak kişi boşalmasını kontrol etmekte zorlanır ve istediğinden daha erken boşalır. Buradaki temel sorun boşalmanın zamanlaması ve kontrolüdür.
Bu iki sorun birlikte görülebilir mi?
Evet. Sertleşme sorunu yaşayan bazı erkekler, sertliklerini kaybetme korkusuyla ilişki sırasında acele edebilir ve bu durum erken boşalmaya yol açabilir. Benzer şekilde, erken boşalma nedeniyle oluşan kaygı ve başarısızlık endişesi zamanla sertleşme sorununa da neden olabilir.
Boşalma sonrasında penisin sertliğini kaybetmesi normal midir?
Evet. Boşalma sonrasında penisin sertliğini kaybetmesi normal bir durumdur ve tek başına sertleşme bozukluğu anlamına gelmez.
Ancak kişi çok kısa sürede boşalıyor, boşalmasını kontrol edemiyor ve bu durum cinsel yaşamında belirgin bir sıkıntıya neden oluyorsa, erken boşalma açısından değerlendirilmelidir.
Sertleşme sorunu ile erken boşalma nasıl ayırt edilir?
Doktor değerlendirme sırasında iki durumu ayrı ayrı değerlendirir:
- Penisin yeterince sertleşip sertleşmediği,
- Sertliğin cinsel ilişki boyunca sürüp sürmediği,
- Boşalmanın ne kadar sürede gerçekleştiği,
- Kişinin boşalmasını kontrol edip edemediği,
- Bu durumun kişide ne kadar sıkıntı oluşturduğu.
Kısacası: Sertleşme sorunu penisin sertliği ve sertliği sürdürebilme ile, erken boşalma ise boşalmanın zamanlaması ve kontrolü ile ilgilidir. İki sorun aynı kişide birlikte bulunabilir. Böyle bir durumda öncelikle sertleşme sorununun değerlendirilmesi ve gerekli ise tedavi edilmesi önemlidir. Sertleşme düzeldiğinde, buna bağlı gelişen erken boşalma şikâyeti de azalabilir.
S4- Önce erken boşalma tedavi edilirse sertleşme sorunu da düzelir mi?
Erken boşalmayı tedavi etmek, sertleşme bozukluğunu genellikle doğrudan düzeltmez. Eğer iki sorun birlikte varsa, özellikle erken boşalma sertleşme sorununa bağlı olarak sonradan ortaya çıkmışsa, öncelikle sertleşme sorununun değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi daha doğru yaklaşımdır.
Bunu hasta dilinde şöyle yazabiliriz:
Sertleşme sorunu ile erken boşalma birlikte varsa hangisi önce tedavi edilir?
Genellikle öncelikle sertleşme sorunu değerlendirilip tedavi edilir. Çünkü sertleşmesini kaybetmekten endişe eden bazı erkekler, sertliklerini kaybetmeden önce boşalmak için ilişki sırasında acele edebilir. Bu durum zamanla erken boşalmaya neden olabilir.
Sertleşme sorunu düzeldiğinde, kişi sertliğini kaybetme endişesinden kurtulur ve cinsel ilişki sırasında daha rahat davranabilir. Bu nedenle sertleşme sorununun düzelmesi, buna bağlı gelişen erken boşalma şikâyetinin de azalmasını sağlayabilir.
Ancak her erken boşalma sertleşme sorununa bağlı değildir. Erken boşalma başlı başına bir cinsel işlev bozukluğu olarak da görülebilir. Bu durumda yalnızca sertleşme tedavisi yeterli olmayabilir ve erken boşalma için ayrıca tedavi gerekebilir.
Kombine Tedavi Seçeneği. Bazı durumlarda, özellikle her iki bozukluk birbirini çok fazla tetikliyorsa, ereksiyonu destekleyen PDE5 inhibitörleri ile boşalmayı geciktiren ilaçları (örneğin dapoksetin) aynı anda reçete edilebilir. Bu tür kombinasyonların, tek başına geciktirici kullanımına göre çok daha yüksek cinsel memnuniyet ve güven sağladığı gösterilmiştir.
Kısacası, Erken boşalmayı tedavi etmek genellikle sertleşme sorununu düzeltmez. Ancak sertleşme sorunu tedavi edildiğinde, özellikle erken boşalma sertleşme problemine bağlı gelişmişse, erken boşalma da düzelebilir. Her iki sorun birlikte varsa tedavi sırası ve yöntemi hastanın durumuna göre belirlenmelidir.
S5- ESWT tedavisi nedir?
ESWT (Ekstrakorporeal Şok Dalgası Tedavisi), özellikle damarsal kaynaklı sertleşme bozukluğunun (erektil disfonksiyon) tedavisinde kullanılan, ameliyatsız ve vücuda iğne veya kesi yapılmadan uygulanan bir tedavi yöntemidir.
Tedavi sırasında penis dokusuna düşük yoğunluklu akustik (ses) dalgaları uygulanır. Bu dalgaların dokuda kan damarlarının gelişimini ve kan akımını destekleyen iyileşme mekanizmalarını uyarması amaçlanır.
ESWT nasıl etki eder?
Şok dalgalarının dokuyu mekanik olarak uyarması sonucunda:
- Yeni ve küçük kan damarlarının oluşumunu destekleyebilir.
- Penis dokusundaki kan akımını artırabilir.
- Doku iyileşmesini ve hücresel yenilenmeyi destekleyebilir.
- Damarların sertleşme sırasında gevşemesini sağlayan nitrik oksit mekanizmasını olumlu yönde etkileyebilir.
Hangi hastalarda kullanılabilir?
ESWT özellikle hafif veya orta dereceli, damarsal kaynaklı sertleşme bozukluğu olan bazı hastalarda düşünülebilir. Bazı hastalarda PDE5 inhibitörleri (sertleşme ilaçları) ile birlikte veya bu ilaçlara yanıtın yetersiz olduğu durumlarda tedavi seçeneği olarak kullanılabilir.
Ancak her sertleşme sorunu olan hastada etkili olması beklenmez. Özellikle sinir hasarı, ileri damar hastalığı, ciddi hormonal bozukluk veya başka belirgin nedenlerin bulunduğu hastalarda öncelikle altta yatan neden tedavi edilmelidir.
Tedavi nasıl uygulanır?
Tedavi genellikle ayaktan ve anestezi gerektirmeden uygulanır. Belirli aralıklarla birden fazla seans yapılır. Seans ve uygulama sayısı kullanılan cihaza, tedavi protokolüne ve hastanın durumuna göre değişebilir. Genellikle haftada bir veya birkaç kez uygulanan seanslar şeklinde (toplamda 4-12 seans gibi) uygulanabilir.
İşlem sonrasında çoğu hastada günlük yaşama hemen dönülebilir. Nadiren uygulama bölgesinde hafif ağrı, hassasiyet veya kızarıklık görülebilir.
ESWT sertleşme sorununu kesin olarak tedavi eder mi?
Her hastada kesin ve kalıcı iyileşme sağladığı söylenemez. Özellikle damarsal kaynaklı sertleşme bozukluğu olan uygun hastalarda ereksiyon kalitesinde ve sertleşme skorlarında iyileşme sağlayabileceğine dair bilimsel kanıtlar bulunmaktadır. Ancak tedavinin başarısı hastanın yaşına, sertleşme bozukluğunun nedenine ve damar durumuna göre değişir.
Kısacası: ESWT, özellikle damarsal kaynaklı sertleşme bozukluğunda penis dokusunun kanlanmasını ve damar fonksiyonunu iyileştirmeyi amaçlayan, ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Uygun hastalarda fayda sağlayabilir; ancak her sertleşme sorununda etkili olan kesin bir tedavi değildir.
S6- ESWT tedavisi sonrası sertleşme düzeldi fakat zamanla yeniden ereksiyon zorluğu başladı. Bu durumda, ESWT tekrar edilir mi, yoksa başka bir tedaviye mi geçilir? ESWT öncesinde ağızdan kullanılan PDE5 inhibitör ilaçları kullanılmalı mıdır?
ESWT tedavisi tekrar edilebilir mi? Evet, ESWT etkisinin zamanla azalabileceğini ve bu durumda tedavinin tekrar edilebileceğini belirtmektedir:
- Etkinliğin Azalması: ESWT sonrası başarı oranı ilk ayda yüksek olsa da (yaklaşık %63,5), 2 yıllık takipte bu başarının hastaların yarısında (yaklaşık %53,5) korunduğu gözlemlenmiştir. Bu azalma, genellikle sertleşme bozukluğuna neden olan damar sertliği veya diyabet gibi altta yatan hastalıkların ilerlemesine bağlanmaktadır.
- Booster (Güçlendirici) Tedavi: İlk başta yanıt veren ancak etkisi azalan hastalarda, etkinliği korumak veya tekrar artırmak için 6 ayda bir veya yılda bir kez "idame tedavisi" veya "booster" (güçlendirici) seansların uygulanması önerilmektedir.
- Tekrarın Faydası: Yapılan çalışmalar, 6 aylık bir süreden sonra tedavinin tekrarlanmasının sertleşme işlevini yan etki olmaksızın daha da iyileştirebileceğini göstermiştir.
Başarısız kabul edilip başka tedaviye geçilmeli mi?
Sertleşme zorluğunun tekrar başlaması tedavinin tamamen başarısız olduğu anlamına gelmez, ancak sürecin nasıl yönetileceği hastanın durumuna bağlıdır:
- Eğer booster seanslara rağmen iyileşme sağlanamıyorsa, sertleşme bozukluğunun tedavi algoritmasına göre bir sonraki basamak olan enjeksiyon tedavileri, vakum cihazları veya kalıcı çözüm olan penil protez seçenekleri değerlendirilir.
ESWT öncesi ilk önce ağızdan kullanılan PDE5İ ilaçları mı kullanılmalıdır?
- Standart ilk basamak tedavi: Sertleşme bozukluğu tedavisinde PDE5 inhibitör ilaçları (sildenafil, tadalafil vb.) halen standart birinci basamak tedavi olarak kabul edilmektedir.
- ESWT'nin yeri: ESWT, özellikle hafif-orta dereceli damarsal sertleşme bozukluğu olan ve ilaç kullanmak istemeyen veya ilaçları yan etkileri nedeniyle kullanması riskli olan veya "tedavi edici ve kalıcı" bir seçenek arayan hastalar için alternatif bir birinci basamak tedavi olarak sunulmaktadır.
- Yanıt vermeyenlerde ESWT: Ayrıca, ağızdan kullanılan PDE5İ ilaç tedavisine yeterli yanıt vermeyen hastalarda, hastayı tekrar "ilaca yanıt verir" hale getirmek amacıyla da ESWT sıklıkla kullanılmaktadır.
Özetle; ESWT etkisinin azalması durumunda tedavi tekrar edilebilir veya güçlendirici seanslar uygulanabilir. Ancak standart protokolde genellikle önce ilaç tedavisiyle başlanması, ESWT'nin ise ya ilaca alternatif ya da ilacı destekleyici bir yöntem olarak kullanılması önerilir.
S6- Sertleşme bozukluğu tedavisinde ilk basamak olarak ağızdan kullanılan PDE5 inhibitör ilaçlarının birbirlerine üstünlükleri ve kullanım avantajları nelerdir?
Erektil disfonksiyon (sertleşme bozukluğu) tedavisinde kullanılan sildenafil, tadalafil, vardenafil ve avanafil, aynı temel mekanizma üzerinden etki gösteren fosfodiesteraz tip 5 (PDE5) inhibitörleridir. Bu ilaçların genel etkinlikleri birbirine benzerdir ve birinin diğerinden kesin olarak daha güçlü olduğu söylenemez. Bununla birlikte etkinin başlama süresi, etki süresi, yemeklerle etkileşimleri, kullanım şekilleri ve yan etki profilleri açısından bazı farklılıkları vardır. Bu nedenle ilaç seçimi hastanın ihtiyaçlarına ve eşlik eden hastalıklarına göre kişiselleştirilmelidir.
- Tadalafil: Uzun etki süresi ve daha fazla spontanlık
Tadalafilin en önemli avantajı diğer PDE5 inhibitör ilaçlarına göre uzun etki süresine sahip olmasıdır. Yaklaşık 30 dakika içinde etkisi başlayabilir ve etkisi 36 saate kadar devam edebilir. Bu nedenle cinsel ilişkinin ilaç alımından kısa süre sonra gerçekleşmesi gerekmez ve çiftlere daha fazla spontanlık sağlayabilir. Ayrıca tadalafilin etkinliği yemeklerden belirgin şekilde etkilenmez.
Tadalafilin bir diğer önemli özelliği, 5 mg günlük dozda kullanılabilmesidir. Böylece ilacın cinsel ilişkiden hemen önce alınması gerekliliği ortadan kalkar. Ayrıca tadalafil 5 mg, erektil disfonksiyon ile birlikte iyi huylu prostat büyümesine bağlı alt idrar yolu şikâyetlerinin bulunduğu erkeklerde de kullanılabilen PDE5 inhibitör ilacıdır.
- Sildenafil: Etkinliği uzun yıllardır kanıtlanmış ve yaygın kullanılan seçenek
Sildenafil, PDE5 inhibitör ilaçları arasında en uzun süredir kullanılan ilaçlardan biridir. Genellikle 30–60 dakika içerisinde etki göstermeye başlar ve etkisi yaklaşık 12 saate kadar devam edebilir.
Sildenafilin önemli dezavantajlarından biri, yüksek yağ içeren yemeklerden hemen sonra alındığında emiliminin ve etki başlangıcının gecikebilmesidir. Bu nedenle ilacın kullanım zamanı ve yemeklerle ilişkisi diğer bazı PDE5 inhibitör ilaçlarına göre daha fazla önem taşır.
- Vardenafil: Hızlı etki başlangıcı ve alternatif kullanım seçeneği
Vardenafil genellikle yaklaşık 30 dakika içerisinde etki göstermeye başlar. Tablet formunun yanı sıra bazı ülkelerde ağızda çözünen tablet formu da bulunmaktadır.
Sildenafilde olduğu gibi, yüksek yağ içeren yemekler vardenafilin emilimini ve etki başlangıcını geciktirebilir. Bu nedenle özellikle hızlı etki istenen durumlarda kullanım zamanlamasına dikkat edilmesi gerekir.
- Avanafil: En hızlı etki başlangıcına sahip seçeneklerden biri
Avanafilin önemli avantajı hızlı etki başlangıcıdır. Bazı hastalarda cinsel ilişkiden yaklaşık 15–30 dakika önce alınması yeterli olabilir. Bu özelliği, cinsel aktivitenin daha kısa süre önceden planlanmasını isteyen hastalar açısından avantaj sağlayabilir.
Bununla birlikte yiyeceklerle birlikte alındığında etkinin başlaması gecikebilir.
Hangisi daha güçlüdür?
Sildenafil, tadalafil, vardenafil ve avanafil arasında her hasta için geçerli, kesin bir "en güçlü PDE5 inhibitör ilacı" yoktur. Bir hastada çok iyi sonuç veren ilaç başka bir hastada daha az etkili olabilir.
Bu nedenle seçim yapılırken;
- Cinsel ilişkinin ne kadar sık olduğu,
- İlişkinin önceden planlanıp planlanmadığı,
- Hızlı etki istenip istenmediği,
- Etkinin uzun süre devam etmesinin istenip istenmediği,
- Yemeklerle ilaç arasındaki ilişkinin önemli olup olmadığı,
- BPH ve idrar yolu şikâyetlerinin bulunup bulunmadığı,
- İlaca bağlı yan etkilerin tolere edilip edilemeyeceği,
- Kullanılan diğer ilaçlar ve eşlik eden kalp-damar hastalıkları, birlikte değerlendirilmelidir.
Yan etkileri birbirinden farklı mıdır?
Dört ilaçta da baş ağrısı, yüzde kızarma, hazımsızlık, burun tıkanıklığı ve baş dönmesi gibi yan etkiler görülebilir. Bununla birlikte yan etkilerin görülme sıklığı ilaçtan ilaca değişebilir.
Tadalafil kullanan bazı hastalarda sırt ve kas ağrıları, sildenafil kullananlarda ise görme ile ilgili geçici renk değişiklikleri daha belirgin olabilir. Vardenafil ve avanafilde de baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve diğer PDE5 inhibitör ilaçlarında görülen benzer yan etkiler ortaya çıkabilir.
Bir PDE5 inhibitör ilacı işe yaramazsa diğerine geçilebilir mi?
Evet. Bir PDE5 inhibitör ilacından yeterli yanıt alınamaması, diğer PDE5 inhibitör ilaçlarının da kesinlikle etkisiz olacağı anlamına gelmez. Ancak öncelikle ilacın doğru dozda, yeterli sayıda deneme ile, yeterli cinsel uyarı altında ve doğru zamanda kullanılıp kullanılmadığı değerlendirilmelidir.
Özetle: Tadalafil uzun etki süresi ve günlük kullanım seçeneğiyle; avanafil hızlı etki başlangıcıyla, sildenafil uzun yıllara dayanan kullanım deneyimiyle; vardenafil ise hızlı etki başlangıcı ve farklı tablet seçenekleriyle öne çıkmaktadır. Ancak bunlar arasında herkes için geçerli bir "en iyi" ilaç yoktur. En uygun PDE5 inhibitör ilacı, hastanın sertleşme sorununun özellikleri, ilişki sıklığı, beklentileri, eşlik eden hastalıkları ve kullandığı diğer ilaçlar dikkate alınarak belirlenmelidir.
PDE5 inhibitör ilaçları nitrat içeren kalp ilaçlarıyla birlikte kesinlikle kullanılmamalıdır; ciddi tansiyon düşüklüğüne yol açabilir. Bu nedenle özellikle kalp-damar hastalığı bulunan hastalarda ilaç seçimi mutlaka hekim tarafından yapılmalıdır.
S7- Sertleşme bozukluğu tedavisinde intraüretral ve intrakavernozal enjeksiyonlar nedir? Hastalar kendileri bunu rahatlıkla uygulayabilir mi?
Sertleşme bozukluğu (erektil disfonksiyon) tedavisinde intraüretral ve intrakavernozal uygulamalar, ağızdan alınan PDE5 inhibitör ilaçlarının (sildenafil, tadalafil, vardenafil, avanafil gibi) yeterli etki göstermediği, yan etkileri nedeniyle kullanılamadığı, riskli olduğu veya bazı hastalarda daha güçlü bir ereksiyon gerektiği durumlarda kullanılan lokal tedavi seçenekleridir.
Bu iki yöntem birbirinden farklıdır. İntrakavernozal tedavide ilaç doğrudan penis içindeki sertleşme dokusuna çok ince bir iğneyle enjekte edilir. İntraüretral tedavide ise ilaç idrar kanalından (üretra) uygulanır.
İntrakavernozal enjeksiyon (iğne tedavisi) nedir?
İntrakavernozal enjeksiyon, damar genişletici ilaçların çok ince bir iğne kullanılarak penisin sertleşmeyi sağlayan kavernöz cisimleri (corpora cavernosa) içine verilmesidir.
İlaç doğrudan penis dokusunda etki gösterdiği için, sertleşmenin oluşmasında gerekli olan bazı sinirsel mekanizmaları kısmen devre dışı bırakabilir. Bu nedenle özellikle prostat kanseri ameliyatı sonrasında sinir hasarına bağlı sertleşme sorunu gelişen hastalarda da etkili olabilir.
En sık kullanılan ilaç alprostadil'dir. Bazı hastalarda hekim tarafından hazırlanan Bimix veya Trimix gibi ilaç kombinasyonları da kullanılabilir.
İlaç uygulandıktan sonra genellikle 5–15 dakika içerisinde ereksiyon gelişebilir. İntrakavernozal enjeksiyon tedavisi, uygun hastalarda oldukça yüksek başarı oranlarına sahip etkili bir tedavidir.
İntraüretral tedavi nedir?
İntraüretral tedavide ilaç, iğne kullanılmadan idrar kanalının (üretra) içine uygulanır. İlaç buradan emilerek penis içerisindeki sertleşme dokularına ulaşır.
En bilinen uygulama, alprostadil içeren küçük bir ilaç peletinin özel bir aplikatör yardımıyla üretraya yerleştirilmesi olan MUSE yöntemidir. Bazı ülkelerde alprostadil içeren intraüretral veya topikal preparatlar da kullanılmaktadır.
Bu yöntem enjeksiyona göre daha az girişimsel olduğu için iğne kullanmak istemeyen hastalar açısından avantaj sağlayabilir. Ancak ereksiyon oluşturma etkinliği genellikle intrakavernozal enjeksiyonlardan daha düşüktür.
Hastalar bu tedavileri kendileri uygulayabilir mi?
Evet. Ancak özellikle intrakavernozal enjeksiyonlar, doktor tarafından eğitim verilmeden hastanın kendi kendine başlayacağı bir tedavi değildir.
Hastaya önce hekim tarafından uygulama tekniği öğretilir. Uygun ilaç ve kişiye özel güvenli doz belirlenir. Gerekirse ilk uygulamalar klinik ortamda yapılarak ereksiyonun ne kadar sürede başladığı ve ne kadar sürdüğü gözlemlenir.
Hasta doğru teknik ve doz konusunda yeterli eğitim aldıktan sonra tedaviyi evde kendi kendine uygulayabilir.
Enjeksiyon tedavisinde doz neden çok önemlidir?
İntrakavernozal tedavinin en önemli ve acil müdahale gerektiren komplikasyonu priapizmdir. Priapizm, cinsel uyarı olmaksızın ortaya çıkan ve özellikle 4 saatten uzun süren ağrılı sertleşme durumudur.
Bu nedenle hastanın "daha güçlü ereksiyon elde etmek" amacıyla doktorun önerdiğinden daha yüksek doz kullanması kesinlikle doğru değildir.
Dört saatten uzun süren ereksiyon acil bir durumdur ve gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirir. Uzun süren priapizm tedavi edilmezse penis dokusunda kalıcı hasara ve kalıcı sertleşme bozukluğuna neden olabilir.
Hastanın kendi kendine enjeksiyon yapması zor mudur?
İlk başta birçok hasta iğne kullanma konusunda endişe yaşayabilir. Ancak kullanılan iğneler oldukça incedir ve doğru eğitim verildiğinde birçok hasta uygulamayı kısa sürede öğrenebilir.
Bununla birlikte bazı hastalar;
- İğne kullanmak istememeleri,
- Enjeksiyon sırasında ağrı veya morarma,
- Uygulamanın cinsel ilişkinin spontanlığını azaltması,
- İlacı hazırlama ve uygulama zahmeti,
- Priapizm korkusu, gibi nedenlerle uzun süreli tedaviyi bırakabilir.
Bu nedenle yalnızca ilacın etkili olması değil, hastanın tedaviyi rahat ve güvenli bir şekilde sürdürebilmesi de önemlidir.
İntraüretral tedaviyi uygulamak daha kolay mıdır?
Genellikle evet. İntraüretral uygulamada iğne kullanılmadığı için bazı hastalar tarafından intrakavernozal enjeksiyona göre daha kolay kabul edilir.
Ancak bunun karşılığında ereksiyon oluşturma gücü genellikle enjeksiyon tedavisinden daha düşüktür. Ayrıca üretrada yanma veya ağrı gibi lokal şikâyetler görülebilir.
Bu nedenle özellikle güçlü ve güvenilir ereksiyon ihtiyacı olan hastalarda intrakavernozal tedavi daha etkili bir seçenek olabilir.
- Tedavi sırasında dikkat edilmesi gerekenler
İntrakavernozal veya intraüretral tedavi başlanmadan önce hastaya;
- İlacın nasıl uygulanacağı,
- Kullanılacak doz,
- Ne kadar sıklıkta kullanılabileceği,
- Olası yan etkiler,
- Priapizm belirtileri,
- Hangi durumda acil olarak sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği ayrıntılı olarak anlatılmalıdır.
Özellikle intrakavernozal enjeksiyonlarda doz ve uygulama tekniğinin hekim tarafından öğretilmesi ve başlangıçta uygun dozun belirlenmesi çok önemlidir.
Özetle. İntrakavernozal enjeksiyonlar, ilacın doğrudan penis sertleşme dokusuna verilmesi sayesinde ED tedavisinde çok etkili bir yöntemdir. İntraüretral tedavi ise iğne gerektirmemesi nedeniyle daha kolay uygulanabilir, ancak etkinliği genellikle daha düşüktür. Her iki yöntem de hasta tarafından evde uygulanabilir; ancak özellikle enjeksiyon tedavisi, doktorun uygun ilaç ve dozu belirlemesi ve hastaya uygulama eğitimi vermesinden sonra kullanılmalıdır.
Not: Sertleşme bozukluğunun son basamak tedavisi olan “penis protezi implantasyonu” ayrı bir başlık altında ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.
Bunları da okuyabilirsiniz
- Penis Protezi İmplantasyonuSertleşme bozukluğunda uygulanan penis protezi türleri, hangi hastalara uygulandığı, ameliyat öncesi değerlend…
- Böbrek KanseriBöbrek kanserinin görüntülemeyle saptanması, her kitlenin kanser olmadığı, cerrahi tedavi, aktif izlem, ablasy…
- Böbrek TaşıBöbrek taşı tedavisinde güncel tedavi seçenekleri; üreteroskopi ve perkütan nefrolitotomi gibi minimal invaziv…
- Epididimit - OrşitTestis ve epididimin çoğunlukla enfeksiyona bağlı iltihaplanması; nedenleri, testis ağrısı, şişlik ve idrar ya…
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesi, tanı ve tedavinin yerine geçmez. Şikâyetleriniz için lütfen muayenehanemize başvurunuz.
