İçeriğe geç
+90 (533) 553 38 28LinkedInGoogle AkademikInstagramGoogle işletme kaydıE-posta gönder
Prof. Dr. Can Tuygun — Ana sayfa
TREN
Prof. Dr. Can Tuygun — klinik önlüğü

Prostat Kanseri

Prostat kanserinde tanı sonrası süreç; aktif izlem, robotik, açık ve laparoskopik prostatektomi ile radyoterapi seçenekleri, takip ve yaşam kalitesi hakkında sık sorulan sorulara yanıtlar.

Prostat bezi — şematik anatomi görseli

Prostat kanseri tanısı alan hastalar, hastalığının evresi, tedavi seçenekleri, tedavilerin başarı oranları ve ameliyatların yan etkileri konusunda pek çok soruya yanıt aramaktadır. Özellikle günümüzde yaygın olarak uygulanan Robotik prostatektomi ameliyatı başta olmak üzere Açık prostatektomi ameliyatı, Laparoskopik prostatektomi ameliyatı ve Radyoterapi gibi farklı tedavi yöntemleri arasındaki farklar hastaların en çok merak ettiği konular arasında yer almaktadır.

Prostat kanserinin yönetimi; hastalığın risk grubuna, hastalığın yaygınlığına / evresine, hastanın genel sağlık durumuna, yaşam beklentisine ve kişisel tercihlerine göre bireyselleştirilmektedir. Bu nedenle her hasta için en uygun tedavi yaklaşımı hastalar arasında farklılık gösterebilir. Günümüzde amaç, yalnızca kanser kontrolünü sağlamak değil; aynı zamanda idrar kontrolü, cinsel fonksiyonlar ve genel yaşam kalitesini mümkün olan en iyi düzeyde korumaktır.

Bu bölümde, prostat kanseri tanısı alan hastaların en sık sordukları sorulara kısa ve anlaşılır yanıtlar verilerek; tanı, aktif izlem, cerrahi tedavi seçenekleri, radyoterapi, takip süreci ve yaşam kalitesi ile ilgili temel konularda genel bir bilgilendirme sunulması amaçlanmıştır. Her hastanın klinik özellikleri farklı olduğundan, en doğru değerlendirme ve tedavi planı için her aşamada üroloji uzmanınızla birlikte karar verilmesi önemlidir.

S1- 57 yaşındayım ve bugüne kadar idrar yollarından herhangi bir şikâyetim yoktu. Ancak prostat check-up sonuçlarımda PSA değerimin 4.3 ng/ml çıkması nedeniyle 10 gün önce MR Füzyon prostat biyopsisi geçirdim ve patoloji sonucum prostat kanseri geldi. Bundan sonra tedavim nasıl olur?

C1- Prostat kanseri tanısı konulduktan sonra tedaviye karar vermeden önce hastalığın prostatla sınırlı olup olmadığı, kanserin saldırganlık derecesi ve genel sağlık durumunuz birlikte değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeler sonucunda hastalığınızın evresi ve risk grubu belirlenir.

Biyopsi raporunda kanser hücrelerinin Gleason skoru ve ISUP Grade Grubu, kaç biyopsi örneğinde kanser bulunduğu, örneklerdeki kanser miktarı ve kanserin diğer özellikleri değerlendirilir. PSA değeriniz de bu bilgilerle birlikte ele alınarak hastalığınızın düşük, orta veya yüksek risk grubunda olup olmadığı belirlenir. Risk grubu, hastalığın ilerleme ve yayılma olasılığı hakkında önemli bilgiler verir ve tedavi seçiminin temelini oluşturur.

Daha sonra kanserin yalnızca prostatta mı bulunduğu, yoksa lenf bezlerine, kemiklere veya diğer organlara yayılıp yayılmadığı araştırılır. Bu amaçla hastalığın risk grubuna göre multiparametrik prostat MR'ı, bilgisayarlı tomografi, kemik sintigrafisi veya PSMA PET/CT gibi görüntüleme yöntemlerinden uygun olanlar kullanılabilir. Düşük riskli ve bazı orta riskli hastalarda ileri görüntüleme yöntemlerine her zaman ihtiyaç duyulmayabilir.

Hastalığın özellikleri ve yaygınlığı belirlendikten sonra tedavi seçenekleri değerlendirilir. Düşük riskli bazı hastalarda aktif izlem uygun olabilir. Kanser prostatla sınırlıysa ve tedavi gerektiren özellikler taşıyorsa, hastanın durumuna göre robotik veya açık radikal prostatektomi ya da radyoterapi gibi tedaviler uygulanabilir. Daha yüksek riskli veya prostat dışına yayılmış hastalıklarda ise radyoterapi, hormon tedavisi ve gerektiğinde diğer sistemik tedaviler birlikte veya farklı kombinasyonlarda kullanılabilir.

Tedavi seçiminde yalnızca kanserin özellikleri değil; 57 yaşında olmanız, genel sağlık durumunuz, varsa diğer hastalıklarınız, yaşam beklentiniz ve tedavinin olası yan etkileri de dikkate alınır. Özellikle genç ve genel sağlık durumu iyi olan hastalarda, uzun dönem kanser kontrolü sağlarken idrar kontrolü ve cinsel fonksiyonların mümkün olduğunca korunması da tedavi planlamasının önemli bir parçasıdır.

Bu nedenle, yalnızca PSA değerinizin 4.3 ng/ml olması tedavinin ne olacağını belirlemek için yeterli değildir. Biyopsi patoloji raporunuzdaki Gleason/ISUP Grade Grubu, kanser bulunan kor sayısı ve kanser yüzdesi, PSA değeriniz, prostat MR bulguları ve gerekli durumlarda evreleme görüntülemeleri birlikte değerlendirilerek size en uygun tedavi belirlenir.


S2- Üç ay önce arkadaşıma da prostat kanseri tanısı koyuldu ve ameliyat etmeden takip önermişler. Acaba bu yöntemin sakıncası var mı?

C2- Prostat kanseri tanısı konulması, mutlaka hemen ameliyat veya ışın tedavisi yapılması gerektiği anlamına gelmez. Bazı prostat kanserleri çok yavaş ilerler ve uzun yıllar boyunca hastaya herhangi bir zarar vermeyebilir. Bu nedenle özellikle düşük riskli prostat kanserlerinde, hemen tedavi başlamak yerine hastalığı düzenli kontrollerle takip etmek uygun bir seçenek olabilir. Bu yaklaşıma aktif izlem denir.

Aktif izlemde amaç kanseri tedavi etmemek değil, gereksiz yere erken tedavi yapmaktan kaçınmaktır. Çünkü ameliyat veya ışın tedavisi sonrasında bazı hastalarda idrar kaçırma, idrar yapma sorunları veya sertleşme problemi gibi yan etkiler görülebilir. Kanserin ilerlemediği hastalarda bu yan etkileri gereksiz yere yaşamak yerine, hastalığı yakından takip etmek tercih edilebilir.

Aktif izlem sırasında belirli aralıklarla PSA testi yapılır, doktor muayenesi gerçekleştirilir ve gerekli görüldüğünde prostat MR'ı veya tekrar biyopsi yapılır. Takiplerde PSA değerinde belirgin değişiklik olması, muayene bulgularının değişmesi, MR'da yeni bir şüpheli alan ortaya çıkması veya biyopside kanserin özelliklerinin değişmesi durumunda tedavi yeniden değerlendirilir. Kanserin ilerlediğini gösteren bulgular ortaya çıkarsa, beklemeden ameliyat veya ışın tedavisi gibi kesin tedavilere geçilebilir.

PSMA PET/CT ise her hastaya rutin olarak yapılmaz. Özellikle daha yüksek riskli veya hastalığın prostat dışına yayılmasından şüphe edilen hastalarda veya doktorunuz gerekli görürse evreleme amacıyla kullanılabilir.

Bu nedenle aktif izlemin uygun olup olmadığı, yalnızca prostat kanseri tanısı konulmuş olmasına bakılarak belirlenmez. PSA değeriniz, biyopsi sonucunuzdaki Gleason skoru ve ISUP Grade Grubu, kanserin biyopsilerdeki miktarı, prostat MR bulguları, yaşınız, genel sağlık durumunuz ve yaşam beklentiniz birlikte değerlendirilir.

Özetle, uygun hastalarda aktif izlem güvenli bir tedavi seçeneğidir. Ancak aktif izlem kararı verilen hastaların düzenli kontrollerini aksatmaması çok önemlidir. Amaç, kanser kontrol altında olduğu sürece gereksiz tedaviden kaçınmak, tedavi gerektiğinde ise hastalığı zamanında tedavi etmektir.


S3- Aktif izlemde prostat kanserim tedavi oluyor mu?

C3- Hayır. Aktif izlem sırasında prostat kanseri doğrudan tedavi edilmez; hastalık yakından takip edilir. Bunun nedeni, özellikle düşük riskli bazı prostat kanserlerinin çok yavaş ilerlemesi ve uzun yıllar boyunca hastaya herhangi bir zarar vermemesidir. Bu hastalarda kanser tanısı konulur konulmaz ameliyat veya ışın tedavisi yapmak, hastalığa bağlı bir fayda sağlamadan tedavinin neden olabileceği idrar kaçırma ve sertleşme sorunu gibi yan etkilere maruz kalmanıza neden olabilir.

Aktif izlemin amacı, kanserin ilerlemediği sürece tedaviyi ertelemek, ancak tedavi gerektiğinde bunu zamanında yapmaktır. Bu nedenle takip sırasında belirli aralıklarla PSA testi yapılır, doktor muayenesi gerçekleştirilir ve gerekli görüldüğünde prostat MR'ı veya tekrar biyopsi yapılır.

Takiplerde PSA değerlerinde önemli bir yükselme olması, muayene bulgularının değişmesi, MR'da kanseri düşündüren yeni veya daha belirgin bir bulgu ortaya çıkması ya da tekrar yapılan biyopside kanserin daha saldırgan özellikler göstermesi durumunda tedavi yeniden değerlendirilir. Kanserin ilerlediği düşünülürse aktif izlem sonlandırılarak ameliyat veya radyoterapi gibi kesin tedavilere geçilir.

PSMA PET/CT ise aktif izlemde her hastaya rutin olarak yapılmaz. Gerekli görülen hastalarda, özellikle kanserin prostat dışına yayılmasından şüphelenildiğinde evreleme amacıyla kullanılabilir.

Özetle, aktif izlem kanseri görmezden gelmek veya tedaviyi tamamen bırakmak değildir. Hastalığı düzenli olarak kontrol altında tutarak, gereksiz tedaviden kaçınmayı ve tedavi gerektiğinde gecikmeden müdahale etmeyi amaçlayan planlı bir takip yöntemidir.


S4- Eğer düşük risk grubundaysam aktif izlemi tercih edebilir miyim?

C4- Düşük riskli prostat kanseri olan her hasta aktif izlem için uygun olmayabilir. Aktif izlem kararı verilirken sadece kanserin özellikleri değil, hastanın genel sağlık durumu ve kişisel tercihleri de dikkate alınır.

Aktif izlem, genellikle yaşam beklentisi 10 yıldan fazla olan ve gerektiğinde ameliyat veya ışın tedavisi alabilecek durumda olan hastalar için uygun bir seçenektir.

Bazı hastalarda biyopsi sonucunda kanser düşük riskli görünse bile, kanser hücrelerinin daha agresif olabileceğini düşündüren bulgular saptanabilir. Bu durumda doktorunuz aktif izlem yerine doğrudan tedavi önerebilir.

Ayrıca, kanserin gerçekten düşük riskli olduğundan emin olmak önemlidir. Bu nedenle bazı hastalarda prostat MR'ı veya ek biyopsiler veya PSMA PET/CT yapılarak tanı doğrulanabilir.

Nadiren, kalıtsal bazı özellikler nedeniyle kanser daha hızlı ilerleme eğiliminde olabilir. Böyle durumlarda farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.

Aktif izlem düzenli kontroller gerektiren bir yöntemdir. Bazı hastalar kanserle yaşamanın yarattığı kaygıyı yoğun olarak hissedebilir. Bu durumda, hastanın isteği de dikkate alınarak ameliyat veya ışın tedavisi (Radyoterapi) gibi aktif tedavilere geçilebilir.

Özetle, düşük riskli prostat kanseri aktif izlem için önemli bir seçenek olsa da her hasta için uygun olmayabilir. En doğru karar; kanserin özellikleri, genel sağlık durumunuz, yaşam beklentiniz ve kişisel tercihleriniz birlikte değerlendirilerek doktorunuzla birlikte verilir.


S4- Eğer düşük risk grubundaysam aktif izlemi tercih edebilir miyim?

C4- Evet, düşük riskli prostat kanserinde aktif izlem önemli bir seçenektir. Ancak düşük riskli olmak, her hastanın mutlaka aktif izlem yapması gerektiği anlamına gelmez. Aktif izleme uygun olup olmadığınız; kanserin özellikleri, yaşınız, genel sağlık durumunuz, yaşam beklentiniz ve sizin tercihleriniz birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Aktif izlem genellikle yaşam beklentisi 10 yıldan fazla olan ve gerektiğinde ameliyat veya radyoterapi uygulanabilecek durumda olan hastalar için uygun bir seçenektir. Amaç, kanser ilerlemediği sürece gereksiz yere tedavi uygulamamak ve tedavinin neden olabileceği idrar kaçırma veya sertleşme sorunu gibi yan etkilerden korunmaktır.

Bununla birlikte, biyopsi sonucunda kanser düşük riskli görünse bile bazen daha saldırgan bir kanser olabileceğini düşündüren bulgular bulunabilir. Bu nedenle doktorunuz, kanserin gerçekten düşük riskli olduğundan emin olmak için biyopsi sonucunu prostat MR'ı ve diğer bulgularla birlikte değerlendirebilir. Gerekli durumlarda tekrar biyopsi veya başka görüntüleme yöntemleri (PSMA PET / CT) de kullanılabilir.

Bazı hastalarda aileden gelen genetik özellikler veya kanserin biyopsi ve görüntüleme bulguları, hastalığın daha hızlı ilerleme ihtimalini düşündürebilir. Böyle durumlarda aktif izlem yerine ameliyat veya radyoterapi gibi doğrudan tedaviler daha uygun olabilir.

Aktif izlem seçilirse düzenli kontrollerin aksatılmaması çok önemlidir. PSA testleri, doktor muayeneleri ve gerekli görüldüğünde MR veya tekrar biyopsi ile hastalık yakından takip edilir. Ayrıca bazı hastalar, kanser tedavi edilmeden takip edildiği için sürekli kaygı yaşayabilir. Bu kaygı yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyorsa, hastanın tercihi de dikkate alınarak aktif tedavi seçenekleri yeniden değerlendirilebilir.

Özetle, düşük riskli prostat kanserinde aktif izlem güvenli ve önemli bir seçenektir; ancak herkes için aynı karar verilmez. Sizin için en uygun yaklaşım, kanserin özellikleri, genel sağlık durumunuz, yaşam beklentiniz ve kişisel tercihleriniz birlikte değerlendirilerek doktorunuzla karar verilmelidir.


S5- Aktif izlemin başarı oranı nedir? Ne kadar güvenebilirim?

C5- Aktif izlem, özellikle düşük riskli prostat kanserlerinde güvenilir bir takip yöntemidir. Buradaki amaç kanseri hemen ortadan kaldırmak değil, hastalığı yakından takip ederek tedavi gerektirecek bir değişiklik olduğunda zamanında tedaviye başlamaktır.

Aktif izlem sırasında takip edilen hastaların bir kısmında zaman içinde ameliyat veya radyoterapi gibi aktif tedavilere geçilmesi gerekebilir. Uzun süreli takiplerde, her 3 hastadan 1'inden fazlasının belirli bir dönemde aktif tedaviye geçtiği görülmektedir. Ancak bu durum aktif izlemin başarısız olduğu anlamına gelmez. Aksine, aktif izlem sayesinde hastalar düzenli olarak kontrol edilir ve tedavi gerektiren bir değişiklik ortaya çıktığında tedavi geciktirilmeden uygulanır.

Aktif izlemden aktif tedaviye (ameliyata veya radyoterapiye) geçilmesinin başlıca iki nedeni vardır:

• Kanserle ilgili tıbbi nedenler: PSA değerlerinde önemli değişiklik olması, doktor muayenesinde yeni bir bulgu ortaya çıkması, prostat MR'ında kanserin ilerlediğini düşündüren değişiklikler görülmesi veya tekrar yapılan biyopside kanserin daha saldırgan özellikler göstermesi durumunda tedavi önerilebilir. Gerekli görülen hastalarda PSMA PET/CT gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.

• Hastanın kişisel tercihi ve kaygısı: Bazı hastalar, kanserde ilerleme görülmese bile kanser tanısıyla takip edilmenin kendilerinde ciddi kaygı oluşturduğunu ifade edebilir. Bu kaygı yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiliyorsa, hasta aktif tedavi olmak isteyebilir. Bu durumda hastanın tercihi de dikkate alınarak ameliyat veya radyoterapi seçenekleri değerlendirilebilir.

Özetle, aktif izlem “kanseri kendi haline bırakmak” değildir. Düzenli kontroller sayesinde kanserin seyri yakından izlenir ve gerektiğinde tedaviye geçilir. Aktif izleme başlayan bir hastanın ömür boyu aktif izlemde kalması şart değildir; hastalığın özelliklerine veya hastanın tercihine göre daha sonra ameliyat veya radyoterapi gibi aktif tedavilere geçilebilir.


S6- Hangi ameliyat yöntemini seçmeliyim?

C6- Prostat kanseri nedeniyle ameliyat olmaya karar verildiğinde, prostatın tamamen çıkarılması için robotik, açık veya laparoskopik ameliyat yöntemlerinden biri uygulanabilir. Günümüzde robotik prostatektomi sık kullanılan bir yöntemdir. Açık ameliyat da uzun yıllardır uygulanan, güvenilirliği kanıtlanmış bir tedavi seçeneğidir. Laparoskopik ameliyat ise robotik yöntemin yaygınlaşmasıyla birlikte günümüzde daha az tercih edilmektedir.

Bu ameliyatların temel amacı aynıdır: Kanserli prostat dokusunu tamamen çıkarmak. Deneyimli cerrahlar tarafından uygun şekilde uygulandığında, bu yöntemlerin uzun dönemde kanseri kontrol etme başarısı genel olarak benzerdir. Bu nedenle sadece “robotik mi, açık mı?” sorusuna odaklanmak yerine, ameliyatı yapacak cerrahın deneyimi ve sizin hastalığınıza uygun cerrahi planın oluşturulması daha önemlidir.

Robotik ameliyatta karın bölgesindeki birkaç küçük kesiden özel cerrahi aletlerle girilerek ameliyat gerçekleştirilir. Açık ameliyatta ise genellikle karın alt kısmında daha uzun bir kesi yapılır. Robotik yöntemde cerrahın ameliyat bölgesini büyütülmüş ve ayrıntılı şekilde görmesini sağlayan bir sistem kullanılır.

Robotik ameliyat sonrasında genellikle daha az kan kaybı, daha küçük kesiler ve daha kısa hastanede kalış süresi gibi bazı avantajlar görülebilir. İdrar kontrolünün ve sertleşme fonksiyonunun düzelmesi bazı hastalarda robotik cerrahi sonrasında daha hızlı olabilir. Ancak bu sonuçlar her hasta için aynı değildir ve uzun dönemde robotik ve açık ameliyat arasındaki farklar çoğu hastada belirgin değildir.

Prostat kanseri ameliyatlarından sonra en önemli yan etkiler idrar kaçırma ve sertleşme sorunudur. Bunların dışında kanama, enfeksiyon ve nadiren idrar yolunda darlık gibi sorunlar da görülebilir. Robotik yöntemde bazı cerrahi komplikasyonların ve kan kaybının daha az olması mümkün olsa da hiçbir ameliyat yöntemi tamamen risksiz değildir.

Özetle, sizin için en iyi ameliyat yöntemini belirlerken yalnızca robotik veya açık ameliyat arasındaki farklara bakılmamalıdır. Kanserin prostat içindeki yeri, hastalığın özellikleri, sinirlerin korunmasının mümkün olup olmadığı ve cerrahın bu ameliyattaki deneyimi birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle ameliyat yöntemi ve cerrah seçimi konusunda doktorunuzla ayrıntılı olarak görüşmeniz önemlidir.


S7- Işın tedavisi yani radyoterapi ile prostat kanserim tedavi olabilir mi? Başarı oranı ameliyat yöntemlerine göre nasıldır? Nasıl uygulanır, ne kadar sürer ve kaç seansta biter? Yan etkileri var mı?

C7- Evet. Radyoterapi (ışın tedavisi), prostat kanserinde hastalığı tamamen ortadan kaldırmak amacıyla uygulanabilen etkili ve standart tedavi yöntemlerinden biridir. Özellikle prostatla sınırlı veya çevre dokulara sınırlı yayılım gösteren prostat kanserlerinde, uygun hastalarda radyoterapi ile uzun süreli kanser kontrolü ve tedavi sağlanabilir. Hastalığın risk grubuna göre radyoterapi tek başına veya hormon tedavisi ile birlikte uygulanabilir.

Radyoterapi ameliyattan daha mı başarılıdır?

Uygun hastalarda radikal prostatektomi (prostatın tamamen çıkarılması) ve radyoterapi, prostat kanserini kontrol etmek açısından etkili tedavilerdir. Günümüzde genel olarak “ameliyat kesinlikle daha başarılıdır” veya “radyoterapi kesinlikle daha başarılıdır” şeklinde bir sonuç yoktur. Özellikle uygun risk grubundaki hastalarda her iki yöntemle de başarılı sonuçlar alınabilir.

Hangi tedavinin daha uygun olduğu; kanserin risk grubu ve evresi, yaşınız, genel sağlık durumunuz, idrar ve cinsel fonksiyonlarınız ile tedaviden beklentileriniz değerlendirilerek belirlenir. Yüksek riskli hastalarda radyoterapiye hormon tedavisinin eklenmesi ve bazı hastalarda brakiterapi kullanılması tedavi başarısını artırabilir.

Radyoterapi nasıl uygulanır?

En sık kullanılan yöntem dışarıdan radyoterapi (External Beam Radiotherapy – EBRT) yöntemidir. Bu tedavide vücudun dışındaki özel bir cihaz, prostat bölgesine yüksek enerjili ışınlar gönderir. Tedavi sırasında hasta cihazın altında yatar ve ışınlama genellikle birkaç dakika sürer. İşlem sırasında ağrı hissedilmez.

Günümüzde kullanılan modern radyoterapi teknikleri sayesinde ışınların prostat bölgesine mümkün olduğunca doğru şekilde verilmesi ve çevredeki sağlıklı dokuların korunması amaçlanır.

Kaç seansta uygulanır?

Radyoterapinin süresi kullanılan tedavi yöntemine ve hastalığın özelliklerine göre değişir. Geleneksel tedavi programlarında haftada 5 gün olmak üzere yaklaşık 7–8 hafta tedavi uygulanabilir.

Bununla birlikte günümüzde hipofraksiyone radyoterapi adı verilen, daha yüksek dozun daha az sayıda seansta verildiği tedavi programları da kullanılmaktadır. Uygun hastalarda tedavi 4–6 hafta veya daha kısa sürede tamamlanabilir. Bazı seçilmiş hastalarda ise 5 seans gibi çok daha kısa tedavi programları uygulanabilmektedir.

Bu nedenle “radyoterapi mutlaka 35–40 seansta tamamlanır” şeklinde bir kural yoktur. Sizin için kaç seans gerektiği, hastalığınızın özelliklerine ve kullanılacak radyoterapi tekniğine göre radyasyon onkoloğunuz tarafından belirlenir.

Brakiterapi nedir?

Bazı hastalarda radyoterapi, brakiterapi ile uygulanabilir. Brakiterapide küçük radyoaktif kaynaklar prostatın içine yerleştirilerek ışının doğrudan prostat bölgesine verilmesi sağlanır. Bazı yüksek riskli hastalarda brakiterapi, dışarıdan uygulanan radyoterapiye ek olarak kullanılabilir.

Radyoterapinin yan etkileri nelerdir?

Radyoterapinin yan etkileri kişiden kişiye değişebilir. Tedavi sırasında veya sonrasında şu şikâyetler görülebilir:

  • Sık idrara çıkma ve idrar yaparken yanma
  • İdrar akımında zayıflama veya idrar yapmada zorlanma
  • İshal, dışkılama sıklığında artış veya makatta tahriş
  • Nadiren dışkıda veya makattan kanama
  • Zaman içinde sertleşme sorunu
  • Boşalma miktarında azalma veya boşalmanın tamamen ortadan kalkması

Eğer radyoterapiye hormon tedavisi eklenirse, hormon tedavisine bağlı olarak sıcak basması, cinsel istekte azalma, yorgunluk, kilo ve vücut yağında değişiklikler ile uzun süreli kullanımlarda kas ve kemik yoğunluğunda azalma gibi yan etkiler ortaya çıkabilir.

Özetle, radyoterapi prostat kanserinde ameliyata alternatif, etkili ve kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir. Ameliyat ve radyoterapi arasında seçim yapılırken yalnızca kanseri tedavi etme başarısına değil, her yöntemin idrar kontrolü, bağırsak ve cinsel fonksiyonlar üzerindeki olası etkilerine de bakılmalıdır. Sizin için en uygun tedavi; kanserin evresi ve risk grubu, yaşınız, genel sağlık durumunuz ve kişisel tercihlerinize göre üroloji uzmanı ve radyasyon onkoloğunun değerlendirmesiyle belirlenmelidir.


S8- Yaklaşık 2–3 saat süren bir ameliyatla ve tek seferde prostat kanserinden kurtulma ihtimali varken, neden haftalar süren radyoterapi/ışın tedavisini tercih edeyim? Kararımı nasıl vermeliyim?

C8- Özellikle 57 yaşında, genel sağlık durumu iyi ve yaşam beklentisi uzun olan bir hastada, prostat kanseri prostatla sınırlıysa ve ameliyat için uygun bir durum söz konusuysa, radikal prostatektomi (prostatın tamamen çıkarılması) önemli ve çoğu zaman güçlü bir tedavi seçeneğidir.

Ameliyatın en önemli avantajlarından biri, prostatın ve içindeki kanserli dokunun tek bir işlemle vücuttan çıkarılmasıdır. Ameliyat sonrasında çıkarılan prostatın tamamı patolojik olarak incelenir. Böylece kanserin prostat içinde ne kadar yayıldığı, cerrahi sınırların temiz olup olmadığı ve hastalığın gerçek özellikleri daha ayrıntılı şekilde ortaya konulabilir. Ayrıca ameliyat sonrasında PSA'nın çok düşük veya ölçülemeyecek düzeye inmesi beklendiği için, sonraki takiplerde kanserin kontrol altında olup olmadığını değerlendirmek daha kolay olabilir.

Bir diğer önemli avantaj ise, kanserin ileride tekrar etmesi durumunda bazı hastalarda radyoterapinin ameliyattan sonra kurtarma tedavisi olarak kullanılabilmesidir. Yani uygun hastalarda tedavi seçenekleri tamamen tükenmiş olmaz.

Bununla birlikte, ameliyatın da bazı önemli riskleri vardır. Özellikle idrar kaçırma ve sertleşme sorunu görülebilir. Bu sorunların ne ölçüde ortaya çıkacağı; hastanın ameliyat öncesindeki idrar ve cinsel fonksiyonlarına, yaşına, kanserin prostat içindeki yerine, sinirlerin korunup korunamayacağına ve cerrahın deneyimine bağlıdır. Bu nedenle ameliyatın deneyimli bir cerrah tarafından yapılması önemlidir.

Radyoterapi ise prostatı çıkarmadan kanser hücrelerini ışınlarla tedavi eder. Ameliyat olmak istemeyen veya ameliyat açısından uygun olmayan hastalarda önemli bir tedavi seçeneğidir. Ancak tedavinin kullanılan yönteme göre birkaç hafta veya daha kısa süren birden fazla seans şeklinde uygulanması gerekebilir. Özellikle yüksek riskli prostat kanserlerinde radyoterapiye hormon tedavisinin eklenmesi de gerekebilir.

Radyoterapinin de kendine özgü yan etkileri vardır. Tedavi sırasında veya sonrasında sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, bağırsak şikâyetleri ve zaman içinde sertleşme sorunu gelişebilir. Hormon tedavisi kullanılırsa sıcak basması, cinsel istekte azalma, yorgunluk ve uzun süreli kullanımda kemik ve kas yapısında değişiklikler gibi ek yan etkiler görülebilir.

Bu nedenle 57 yaşındaki genç ve genel sağlık durumu iyi bir hastada, prostat kanseri prostatla sınırlı ve ameliyata uygun ise radikal prostatektomi ameliyatının önemli avantajları vardır. Ancak bu, her 57 yaşındaki hastanın mutlaka ameliyat olması gerektiği anlamına gelmez. Kanserin risk grubu ve evresi, Gleason/ISUP Grade Grubu, PSA düzeyi, prostat MR bulguları ve kanserin prostat içindeki yeri birlikte değerlendirilmelidir.

Özetle, sizin gibi yaşam beklentisi uzun olan ve ameliyata uygun hastalarda, prostat kanseri prostatla sınırlıysa ameliyat çoğu zaman güçlü bir tedavi seçeneğidir. Prostatın tamamen çıkarılması, hastalığın ayrıntılı patolojik olarak değerlendirilmesi ve gerektiğinde ileride radyoterapinin kurtarma tedavisi olarak kullanılabilmesi önemli avantajlardır. Ancak ameliyat ile radyoterapi arasındaki karar, yalnızca tedavinin kaç seansta tamamlandığına göre değil, kanseri en iyi şekilde kontrol ederken uzun dönem idrar, cinsel ve genel yaşam kalitesini de koruyacak tedavinin hangisi olduğuna göre verilmelidir.

Bu bölümde, prostat kanseri olan hastaların sık sorduğu sorulara kısa cevaplar verilerek özet bir bilgilendirme yapılmıştır. Elbette hastaların merak ettiği ve sorduğu daha pek çok soru bulunmaktadır. Örneğin;

- 50 yaşındayım ve cinsel olarak aktifim, yeni prostat kanseri tanısı konuldu. Hangi yöntem (robotik yöntem mi, açık yöntem mi, laparoskopik yöntem mi) cinsel fonksiyonlarımı daha iyi korur?

- Prostat MR’da PİRADS 3 ve 4 lezyonlarım var. Biyopsi olmak istemiyorum ve biyopsiye kesin karar vermek için PSMA-PET görüntüleme çektirebilir miyim?

- Robotik prostatektomi ameliyatı sırasında kasık bölgemdeki lenf bezelerim de alınacak mı?

- 1 yıl önce mesane tümörü nedeniyle TUR-MT ameliyatı geçirdim ve mesane içine BCG tedavisi aldım. 2 ay önce de prostat kanseri teşhis edildi ve ameliyat önerildi. Mesane tümörü, prostat ameliyatım için bir tehlike yaratır mı?

- İyi huylu prostat büyümesi için kapalı prostat ameliyatı oldum. Patoloji raporunda, kesilen prostat dokusu içinde Prostat kanseri saptandığını yazıyor. Şimdi ne yapmalıyım?

- Mesane tümörü ile eş zamanlı olarak iyi huylu prostat büyümesi için de kapalı prostat ameliyatı da oldum. Patoloji raporunda, kesilen prostat dokusu içinde Prostat kanseri saptandığını yazıyor. Şimdi ne yapmalıyım?

- Mesane tümörü nedeniyle mesanenin alınması ameliyatı geçireceğim ve öncesinde kemoterapi başlandığı sırada yapılan tahlillerimde yüksek PSA saptanması üzerine prostat biyopsisi de geçirdim ve sonucu prostat kanseri geldi. Şimdi mesane ve prostat beraber alınırsa her iki kanserden de kurtulabilir miyim?

- PSA yüksekliği için yaptırdığım Prostat MR’da lezyonlar görüldü ve bunun üzerine yaptırdığım prostat biyopsisinde prostat kanseri saptandı. Takiben yaptırdığım PSMA PET/CT’de yaygın metastazlarımın olduğu görüldü. Bu evrede hastalıktan tamamen kurtulma şansım var mı?

Bu bölümde sık sorulan sorulara genel yanıtlar verilmiş olmakla birlikte, bazı özel veya nadir durumlarda hastaya özgü değerlendirme yapılması ve kararların doktorla birlikte alınması gerekmektedir.

Not: Daha detaylı bilgi için “İlgi Alanımızdaki Ameliyatlar” başlığında yer alan “Kanser Ameliyatları” bölümünden “Prostat Kanseri” sayfasını inceleyebilirsiniz.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesi, tanı ve tedavinin yerine geçmez. Şikâyetleriniz için lütfen muayenehanemize başvurunuz.